Küresel ticaretin kırılganlaştığı, korumacılığın ve jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde Çin, uzun vadeli stratejik hedeflerine uygun bir hamleyi daha hayata geçirdi. Güney Çin Denizi’nde yer alan Hainan Adası’nın tümüyle serbest ticaret bölgesine (Free Trade Port – FTP) dönüştürülmesi, Pekin yönetiminin hem küresel ticaretteki rolünü yeniden tanımlama hem de iç ekonomik dönüşümünü hızlandırma çabasının somut bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Hainan hamlesi, yalnızca bir bölgesel kalkınma projesi değil; Çin’in küresel ekonomiyle kurduğu ilişkinin yeni bir faza geçtiğini işaret eden yapısal bir adım niteliği taşıyor.

Reformların vitrini olarak Hainan

Hainan’ın serbest ticaret bölgesine dönüştürülmesi fikri, Çin’in “reform ve dışa açılma” sürecinin yeni aşamasını temsil ediyor. Daha önce Şenzen, Şanghay ve Guangdong gibi bölgelerde uygulanan serbest ticaret bölgeleri, belirli alanlarla sınırlı deney alanlarıydı. Hainan ise ölçek açısından bu girişimlerin çok ötesinde. Yaklaşık 10 milyon nüfusa sahip olan ve ada ekonomisi niteliği taşıyan Hainan, Çin’in ilk “tam kapsamlı” serbest ticaret limanı olma özelliğini taşıyor.

Bu tercih tesadüfi değil. Ada yapısı, gümrük denetimi, lojistik ve sermaye akışlarının kontrolü açısından Pekin yönetimine önemli bir avantaj sağlıyor. Hainan, Çin ana karasıyla bağlantılı olmakla birlikte, dış ticaret ve yatırım politikalarında daha esnek, daha liberal bir çerçevenin test edilebileceği doğal bir laboratuvar işlevi görüyor. Bu yönüyle Hainan, Çin’in küresel sermayeye verdiği “kontrollü ama kararlı açılım” mesajının da sembolü haline gelmiş durumda.

Vergi avantajları ve yatırım cazibesi

Hainan Serbest Ticaret Limanı’nın en dikkat çekici unsurlarından biri, sunduğu vergi avantajları. Kurumlar vergisinin belirli sektörlerde yüzde 15’e kadar düşürülmesi, bireysel gelir vergisinde üst düzey çalışanlar için sağlanan indirimler ve ithal girdilere yönelik gümrük muafiyetleri, Hainan’ı özellikle çok uluslu şirketler açısından cazip bir merkez haline getiriyor.
Bu düzenlemeler, Çin’in klasik “yüksek tasarruf – yüksek yatırım – ihracat odaklı” büyüme modelinden, daha çok hizmetler, yüksek katma değerli üretim ve tüketim odaklı bir yapıya geçişinin de parçası. Hainan’da turizm, sağlık hizmetleri, finans, dijital ekonomi ve yeşil teknolojiler öncelikli sektörler olarak belirlenmiş durumda. Bu sektörler, hem küresel sermayenin ilgisini çekebilecek alanlar hem de Çin’in uzun vadeli kalkınma hedefleriyle örtüşen stratejik başlıklar.

Küresel ticarette yeni bir kavşak

Hainan’ın serbest ticaret bölgesine dönüştürülmesi, Çin’in küresel ticaretteki konumunu güçlendirmeye yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olarak okunmalı. ABD ile yaşanan ticaret savaşları, Avrupa Birliği ile artan düzenleyici gerilimler ve küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, Pekin’i alternatif ticaret kanalları ve yeni lojistik merkezler oluşturmaya yöneltti.

Bu bağlamda Hainan, Asya-Pasifik bölgesinde yeni bir ticaret kavşağı olma iddiası taşıyor. Güneydoğu Asya ülkeleriyle, Orta Doğu ve Afrika pazarlarıyla deniz yoluyla kolay bağlantı imkânı, adayı Çin’in “Kuşak ve Yol Girişimi” açısından da kritik bir noktaya yerleştiriyor. Hainan üzerinden yürütülecek ticaret ve yatırım faaliyetleri, Çin’in küresel ticaret ağını daha esnek ve çeşitlendirilmiş bir yapıya kavuşturmayı hedefliyor.

Finansal açılım ve kontrollü liberalizasyon

Hainan Serbest Ticaret Limanı, finansal serbestleşme açısından da dikkat çekici bir deney alanı. Yabancı sermayenin finans sektörüne girişinin kolaylaştırılması, sınır ötesi sermaye hareketlerine yönelik kısıtların gevşetilmesi ve yuanın uluslararası kullanımının teşvik edilmesi, bu sürecin temel unsurları arasında yer alıyor. Ancak Pekin yönetimi, bu açılımı “tam serbestlik” şeklinde değil, sıkı bir düzenleyici çerçeve içinde yürütmeyi tercih ediyor.
Bu yaklaşım, Çin’in son yıllarda benimsediği “kontrollü liberalizasyon” modelinin bir yansıması. Amaç, küresel finans sistemine daha fazla entegre olurken, ani sermaye çıkışları ve finansal istikrarsızlık risklerini sınırlamak. Hainan bu açıdan, Çin’in finansal reformlarının geleceğini şekillendirecek kritik bir test alanı olarak görülüyor.

Jeopolitik mesajlar ve stratejik derinlik

Hainan hamlesinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir boyutu da bulunuyor. Güney Çin Denizi’ndeki tartışmalı alanlara yakın konumu, adayı stratejik açıdan da önemli kılıyor. Pekin yönetimi, Hainan’ı küresel ticarete açarken, aynı zamanda bölgedeki varlığını ekonomik ve diplomatik araçlarla pekiştirmeyi hedefliyor.

Bu durum, Çin’in askeri ve güvenlik politikalarından ziyade, ekonomik entegrasyon yoluyla etki alanını genişletme stratejisinin bir uzantısı olarak değerlendirilebilir. Serbest ticaret bölgesi statüsü, Hainan’ı yalnızca bir üretim veya lojistik merkezi değil, aynı zamanda Çin’in “yumuşak gücünü” artıran bir vitrin haline getiriyor.

Küresel yatırımcılar için fırsatlar ve riskler

Hainan’ın serbest ticaret bölgesine dönüşmesi, küresel yatırımcılar açısından önemli fırsatlar sunarken, belirli riskleri de beraberinde getiriyor. Vergi avantajları, büyük iç pazar erişimi ve devlet destekli altyapı yatırımları, yatırım iştahını artıran unsurlar arasında. Ancak Çin’de hukuki çerçevenin öngörülebilirliği, düzenleyici değişikliklerin hızı ve siyasi riskler, yatırım kararlarında dikkatle değerlendirilmesi gereken başlıklar olmaya devam ediyor.

Özellikle teknoloji ve veri güvenliği alanlarında Çin’in uyguladığı sıkı düzenlemeler, bazı Batılı şirketler açısından belirsizlik yaratıyor. Hainan modeli, bu belirsizliklerin ne ölçüde yönetilebileceğini ve Çin’in küresel sermaye ile ilişkilerinde ne kadar esnek olabileceğini gösterecek önemli bir sınav niteliği taşıyor.

Türkiye ve gelişen ekonomiler açısından anlamı

Hainan Serbest Ticaret Limanı’nın hayata geçirilmesi, Türkiye gibi gelişen ekonomiler açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Çin’in ticaret ve yatırım rotalarını yeniden şekillendirmesi, küresel rekabet koşullarını doğrudan etkiliyor. Türk firmaları için Hainan, Asya-Pasifik pazarlarına açılmada alternatif bir üs olma potansiyeli taşıyor. Özellikle lojistik, turizm, sağlık hizmetleri ve gıda alanlarında iş birlikleri, orta vadede gündeme gelebilir.

Öte yandan, Çin’in bu tür serbest ticaret hamleleri, küresel rekabeti daha da sertleştiriyor. Düşük vergi oranları ve devlet destekleriyle güçlenen Çin merkezli üretim ve hizmet faaliyetleri, diğer ülkelerin yatırım çekme kapasiteleri üzerinde baskı oluşturabiliyor. Bu durum, gelişen ekonomiler açısından daha stratejik ve seçici politika setlerini zorunlu kılıyor.

Yeni bir küresel ticaret denemesi

Sonuç olarak Hainan’ın serbest ticaret bölgesine dönüştürülmesi, Çin’in küresel ticaretteki rolünü yeniden tanımlama çabasının önemli bir kilometre taşı olarak öne çıkıyor. Bu adım, hem Çin’in iç ekonomik dönüşümünü hızlandırmayı hem de küresel ticarette daha etkin ve esnek bir aktör olmayı hedefliyor. Hainan modeli başarılı olursa, Pekin’in benzer uygulamaları başka bölgelerde de yaygınlaştırması sürpriz olmayacak.

Küresel ekonomi açısından bakıldığında ise Hainan, serbest ticaretin ve küresel entegrasyonun yeni bir versiyonunun test edildiği bir alan olarak dikkat çekiyor. Koruma duvarlarının yükseldiği bir dönemde Çin’in bu yönde attığı adım, küresel ticaretin geleceğine dair tartışmaları da yeniden alevlendiriyor. Hainan, yalnızca bir ada değil; küresel ticaret düzeninin nereye evrileceğine dair güçlü bir işaret fişeği olarak tarihteki yerini alıyor.

ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar