Değerli Dostlarım,

Covid-19 karantina süreci nasıl gidiyor?

Korkularınız baş gösterdi mi?

İçinden geçtiğimiz bu belirsiz dönemde profesyonel koçluk verdiğim müşterilerimin görüşmelerimize getirdiği konular korku odağına döndü.

“Nereye gidiyoruz?”

“Ben ne olacağım?”

“Covid-19 sonrası yeni normale hazır mıyım?”

“Yeni dünyada bana yer var mı?”

“Yeni normale hazır olmadığımı hissediyorum ve bu beni korkutuyor.”

Ve bu soruları, sıkışmışlık hissiyle ve yoğun bir kaygıyla getiriyorlar görüşmelerimize.

Korkularımız “bildiklerimizden” kaynaklanıyor. Karantina döneminde batan sektörlere bakıyoruz, ülkelerden gelen vaka ve ölüm sayılarına bakıyoruz, bu sayılardan ve etraftan duyduklarımızdan karantina döneminin ne zaman sonlanıp iş yerlerinin tekrar ne zaman açılacağı hakkında fikir yürütüyoruz ve tüm bunların üzerine gece yatıp pek de huzurlu olmayan bir uykuya dalıyoruz. Sabah kalkıyoruz, bir gün önce yaptığımız “zihin egzersizine” kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Korku odaklı bir egzersiz bu. Yukarıdaki soruları, kaygıları beraberinde getiriyor.

Bu noktada müşterilerime şu soruyu soruyorum:

“Tüm bu korkuların....senin önünde mi gidiyor? Yani yolunu mu tıkıyor? Yoksa yanında mı duruyor? Arkadaş gibi, bazen destek, bazen köstek... Yoksa arkanda mı duruyor? Yani seni arkandan itip ilerlemeni mi sağlıyor?”

Ne kadar derin bir soru, değil mi?

Korkularımızın bizi durdurmasının yegane sebebi, onları önümüze yerleştirmemiz.

“Hayallerimi gerçekleştirmek istiyorum ama başaramamaktan korkuyorum.”

“Seyahat etmek istiyorum ama ya ona harcayacağım paraya sonra ihtiyacım olursa?”

“Kariyerimde daha ileriye gitmek istiyorum ama rakiplerimle başa çıkamayacağımdan korkuyorum.”

İşte bu ve benzeri korkuları önümüze koyup yolumuzu tıkamasına müsade ettikçe ilerleyemiyor, olduğumuz yerde bile sayamıyor, geriye gitmeye başlıyoruz.

Şimdi size soruyorum:

Korkularını önüne mi, yanına mı yoksa arkana mı koymayı seçiyorsun?

“Korku kimi zaman ayaklarımıza kanat takar, kimi zaman da ayaklarımızı yere çiviler.”  Montaigne

Sevgiyle kalın,