Sıkıntılı geçen bir sezonu  zor da olsa bitirdik. Ve oh dedik.  Yani düşündükçe sinir oluyorum.  Nüfusu  iki milyona dayanan şehrin takımı iki sezondur kümede kalma mücadelesi veriyor.  Hikmet Karaman’la başlayan kurtuluş macerası daha lig yarılanmadan sona ererken, yönetimden ses çıkmadı. Gaziantepspor o kadar kötü yönetiliyor ki eskiden Gaziantepspor’a gelmek için can atan futbolcular kulüpten kaçmak için can atıyorlar. Aslında  bu konu düşünülmesi gereken bir çelişki değil mi?  Gaziantepspor  en kötü iki sezonunu geçirmiştir. Bülent Uygun’un gelmesiyle biraz da olsa kıpırdanma yaşanmıştır.  Yönetimin yapamadığını yapıp, sivil toplum örgütlerini bir araya getiren de Bülent Uygun’dur. Futbolcuların parasını ödeyemeyen yönetim dururken. Vali ve iş adamlarından para koparmasını başaran da teknik adam olmuştur.  Son dönemde ön planda teknik direktör olursa, İbrahim Kızıl yönetiminin ne gereği var demezler mi?   Aslında galip gelinen maçlarda bile taraftar yönetimi istifaya çağırıyorsa, Kızıl Kardeşlerin düşünmesi gerekir. Bu takıma yaptıkları hizmetler inkar edilemez ama misyonları da dolmuştur.  Maalesef kendileri de bunun farkında olmalarına rağmen koltuk tatlı gelmektedir. Bu nedenle her türlü hakareti bile duymazlığa gelmektedirler. Yönetimi devretmeyi düşünmedikleri aşikardır. Bu nedenle  Bülent Uygun’a  kulak verip isteklerini yerine getirmenin yollarını aramak zorundalar. Önce tesis sonra da transfer için çalışmalara başlamalılar.

     Gaziantep şehri artık yeni sezonda küme düşme korkusu yaşayan hedefsiz bir takım istememektedir.   Yani Sayın Kızıl, ya bu deveyi güdecek yada bu diyardan gidecektir. Bunu unutmamalıdır. Başarısızlıklar artık örtbas edilemeyecek düzeye gelmiştir.  Artık boş vaatler yerine kimseyi kandırmadan gereğinin yapılması da şarttır.

      Artık Başkan Kızıl’ın şansı yaptıkları olacaktır…