Dünya hızla değişirken, yoksulluk da geleneksel tanımının çok ötesine geçiyor. Eskiden yoksulluk, sadece gelir yetersizliğiyle ölçülürken, günümüzde “modern yoksulluk” kavramı, gelir, eğitim, sağlık, barınma ve sosyal katılım gibi çok boyutlu kriterleri kapsayan bir anlayışla ele alınıyor. Bir başka deyişle, yoksulluk artık sadece parasal bir eksiklik değil; fırsatlara, hizmetlere ve sosyal ağlara erişimde yaşanan eksikliklerin toplamı olarak karşımıza çıkıyor.
Modern yoksulluğun en belirgin özelliği, görünmezliği ve toplumsal izolasyonu artırmasıdır. Gelir düzeyi ortalamanın altında olan bir kişi, aynı zamanda eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimde engellerle karşılaşabilir. Örneğin, kentsel bölgelerde düşük gelirli aileler, çocuklarını kaliteli eğitim kurumlarına göndermek veya sağlık hizmetlerinden yeterince faydalanmakta zorlanır. Bu durum, nesiller boyu sürebilen bir yoksulluk döngüsü yaratır. Dolayısıyla modern yoksulluk, sadece bugünün değil, geleceğin de fırsatlarını kısıtlayan bir yapıya sahiptir.
Teknolojinin hayatın merkezine oturması, modern yoksulluğun yeni bir boyut kazanmasına neden oldu. Dijital uçurum, modern yoksulluğun görünür unsurlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. İnternet erişimi, bilgisayar ve akıllı cihazlara sahip olma imkânı, eğitim, iş ve sosyal iletişim alanında belirleyici hale geldi. Bu kaynaklardan yoksun bireyler hem ekonomik hem de sosyal olarak dezavantajlı bir konuma düşüyor. Örneğin, pandemi sürecinde eğitimlerin çevrimiçi yapılması, dijital araçlara erişimi olmayan öğrenciler için öğrenme kaybı ve sosyal dışlanma anlamına geldi.
Modern yoksulluk, yalnızca ekonomik bir problem olarak görülmemelidir. Sosyal içerme ve toplumsal eşitlik açısından da ciddi riskler barındırır. Yoksulluk sınırının altında yaşayan bireyler, çoğu zaman sağlık sorunları, düşük yaşam süresi ve psikolojik stres gibi sorunlarla karşı karşıya kalır. Araştırmalar, yoksulluk ile ruh sağlığı sorunları arasında doğrudan bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bunun yanı sıra, düşük gelir, yetersiz beslenme ve sağlıksız yaşam koşulları, uzun vadede toplumsal üretkenliği ve ekonomik büyümeyi de olumsuz etkiler.
Modern yoksullukla mücadelede en kritik adım, sorunları bütüncül bir perspektifle ele almaktır. Sadece gelir transferi veya sosyal yardımlar ile sorunu çözmek yetersiz kalır. Eğitim, sağlık, barınma ve sosyal katılımı kapsayan çok boyutlu politikalar geliştirilmelidir. Örneğin, düşük gelirli ailelerin çocuklarına eğitim bursları sağlamak, erişilebilir sağlık hizmetleri sunmak ve uygun fiyatlı konut projelerini hayata geçirmek, modern yoksulluğu azaltmada önemli stratejiler arasında sayılabilir. Aynı zamanda dijital erişimi artıracak programlar, toplumsal eşitsizliği azaltmada kritik bir rol oynar.
Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar, yoksulluğun çok boyutlu doğasını vurgulamakta ve “çok boyutlu yoksulluk endeksi” (Multidimensional Poverty Index) gibi göstergeler geliştirmektedir. Bu endeksler, sadece geliri değil; sağlık, eğitim ve yaşam standartlarını da hesaba katarak, modern yoksulluğun kapsamlı bir şekilde analiz edilmesini sağlar. Bu tür araçlar, politika yapıcıların kaynakları daha etkin ve hedefe yönelik kullanmasını mümkün kılar.
Modern yoksulluğun bir başka boyutu, mekânsal dağılımdaki eşitsizliktir. Büyük şehirlerde yoksulluk, çoğu zaman gecekondular, düşük gelirli mahalleler veya sosyal olarak izole bölgelerde yoğunlaşır. Kırsal bölgelerde ise, altyapı eksiklikleri, tarımsal gelir yetersizliği ve eğitim olanaklarının sınırlılığı, yoksulluğun kalıcı hale gelmesine neden olur. Bu bağlamda, modern yoksulluk hem şehir hem de kırsal alanlarda farklı dinamiklerle ortaya çıkar ve çözüm stratejileri de buna göre çeşitlenmelidir.
Özetlemek gerekirse, modern yoksulluk, sadece paranın eksikliği değil; fırsatlara erişimde, eğitim ve sağlık hizmetlerinde, dijital dünyaya katılımda yaşanan eksikliklerin toplamıdır. Görünmez ve çok boyutlu yapısı nedeniyle, çözümü de karmaşıktır. Ancak kapsamlı, bütüncül ve sürdürülebilir politikalarla modern yoksulluk önemli ölçüde azaltılabilir. Toplumun her kesimi için eşit fırsatlar yaratmak, sadece bireylerin değil, toplumsal refahın ve ekonomik istikrarın da garantisidir. Bu nedenle modern yoksullukla mücadele, yalnızca bir sosyal sorumluluk değil, aynı zamanda akılcı bir ekonomik stratejidir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar