NAZLANMAK

 

 

Ülke olarak neresindeyiz 21. asrın?

Bana göre?

Ne demeli bilemiyorum ki; çok gerilerindeyiz.

Bilmem ne kadar zaman oldu seçimler yapılalı. Halk iradesi diye diye bir haller olduk da, ne oldu?

Ne mi oldu?

Günümüz muktedirleri; ülkeyi yönetmek için meydana çıkan babayiğitler bir türlü el-ense tutuşamadılar!

Birbirlerine meydan okuyup duruyorlar. Birinin hamlesini bir diğeri çok iyi bildikleri siyasi manevralarla savuşturuyor.

Vatandaş bu boş hamlelerden rahatsız, usandı…

Ama bunun farkında bile değiller. Kendilerini bu oyunlara öylesine kaptırmışlar ki, sağı solu görecek, verilen mesajları alacak halleri kalmamış.

Varsa yoksa benim egom…

Seyirci olarak gördükleri ahali, sahayı terk etmemek için kendini zor tutuyor. Çünkü boş hamleler, ataklar ve uydurma hareketlerinizden gına gelindi!

Ahali nazınızdan usandı

Ve…

Şöyle demeye başladı. “Varın gidin, ne haliniz varsa görün. Ama şunu iyi bilin ki:

Geleceğiniz yine benim elinde. Yine aman ‘oy’ diye benim kapımı çalacak, kapımı aşındıracaksınız.

Bu gün kediyle farenin birbirleriyle oynaşmaları gibi yaptıklarınızı yarın size bir bir soracağız.

Neymiş ahaliyle alay edercesine oynaşmak?

Diyeceğiz!”

 

***

 

Halen kafanız almıyor değil mi? Ahalinin sizi görevlendirme taktığını?

Almaz!

Çünkü işinize gelmiyor.

Ama bu böyle!

Erken seçime de gitseniz, uzak seçime de gitseniz bu böyle.

Ve şu günlerde ülkeyi hükümetsiz bırakmanızın…

Hortlayan terörün bir an önce sona erdirilmesi için bir varlık göstermemenizin.

Akan kanı durdurmak için kuru laflarla geçiştirmeye çalışmanızın,

Ve…

Halen gerçekleri görmemekte ısrar ederek,  şu uğursuz günlere bir an evvel son vermek için bir araya gelmek yerine cilveleşip nazlanmalarınızın

Horladığınız ahali sizden öyle bir hesap soracak ki…

Siz halen cilveleşin, nazlanın…

 

***

 

Ey…

Muktedirler…

Unutmayın çok naz âşık usandırır…