Seyahatten dönen ev sahibi havaalanından bahçıvanına telefon açmış, konuşuyorlar:
– Her şey yolunda mı Salih?
– Yolunda efendim. … Küreğin sapı kırıldı, şu anda onu tamir ediyordum.
– Küreğin sapı neden kırıldı ki?
– Köpeğinize mezar kazarken zorlamışım, ondan.
– Ne! O canım kadar sevdiğim köpeğim öldü mü?
– Maalesef, havuza düştü, boğuldu efendim.
– Benim köpeğim çok iyi yüzerdi; havuzda nasıl ölür?
– Havuzun suyu boşalmıştı, atlayınca betona çakıldı.
– Havuzu yeni doldurtmuştuk, neden boşalttınız?
– İtfaiyeciler evdeki yangını söndürürken ilave suya ihtiyaç duydular.
– Neee evde yangın mı çıktı!
– Evet efendim. Annenizin vefatı dolayısıyla taziyeye gelenlerden biri yanık sigara bırakmış.
– Annem mi öldü? Yahu kadın daha iki hafta önce sapasağlamdı?
– Haklısınız da… Yatak odanızda karınızla en yakın arkadaşınız Ergun Beyi aynı yatakta uygunsuz vaziyette görünce kalbine inmiş.
– Yahu ne biçim adamsın! Hiç pozitif bir haber yok mu sende?
– Var efendim… Geçen gün siz AIDS testi yaptırmıştınız ya… Sonucu geldi, pozitif…
***
Ülkem, bahçıvanın efendisinin yaşadıklarıyla örtüşüyor mu ne? Siz ne dersiniz?