(ŞAHDAMARI)
HAZRETİ MEVLANA’YI ANARKEN
(VUSLAT’IN 742’NCI YILI…)
Hani derler ya İlim ve İrfan sahibi, sevgilerin en yücesine ulaşmış, onur timsali bir insan gösterin bana. İşte o onur timsali insan. Hz. Mevlana… 742. ölüm yıl dönümünde onu anmak demek, onun gibi tanrıya inananların yapması gerekenleri yapmaktır…
Onun için yazacak çok şey var ama şu okuyacaklarınız her şeyi tüm çıplaklığı ile ortaya koyar. O yüce insanı size olduğu gibi anlatır…
Mevlana’yı anmak, anlamak ve anlatmak için onun sözleriyle başlıyorum yazıma.
“Her şey sevgidir, aşksa bir perde; diri olan sevgidir, aşksa ölü. Kimin aşka meyli yoksa kanatsız bir kuşa döner; eyvahlar olsun ona. Sevgilinin ışığı önde, artta olmadıkça nasıl önü-ardı akıl edeyim ben? Aşk bu sözün söylenmesini ister; ayna gammaz olmaz da ne olur? Ayna, biliyor musun neden, gammaz değil? Yeryüzünden toz, pas silinmemiş, arınmamışta ondan.
İnsanda o kadar büyük bir aşk, arzu ve üzüntü vardır ki yüz binlerce âlem kendisinin olsa yine huzur bulmaz. Bu zevklerin, arzuların hepsi bir merdivene benzer. Merdiven basamakları oturup kalmak için elverişli değildir; üzerine basıp geçmek için yapılmıştır. Uzun yolu kısaltmak, ömrü bu merdiven basamaklarında heder etmemek için çabuk uyanan ve durumu bilen insana ne mutlu!”
Bu sözlerin sahibi Mevlana Celaleddini Rumi’nin hayatını, kısa bir alıntı ile özetlemek istiyorum. Keşke insanlarımız o’nu anlayabilse!
İnsanlar tanrının yeryüzündeki gözü ise,”O” tanrının gözbebeğidir.
İşte Hz. Mevlana budur…
Mevlâna kendi ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah,vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.
Mevlânâ, ölümü kişinin aslına dönüşü veya menşein ilâhi bir cevher olması hasebiyle “Allah’a dönüş” olarak telâkki eder. Bir başka ifadeyle ölüm, “Cismin ortadan kalkması değil, Allah’a doğru uçmasıdır.”
O,
"Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! “
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir." diyen Mevlana’dır.
“GÜZELİ GÜZEL YAPAN EDEPTİR, EDEP İSE GÜZELİ SEVMEYE SEBEPTİR.”
İşte bu hayatı yaşayan büyük düşünür, Mesnevisini kendisinden sonra ki gelecek nesiller okusun ve okuduğunu da anlasın diye yazmıştır.
Ne Mutlu O’na, Ne Mutlu O’nu anlayana!
Ne yazık ki onu hala anlayamayanlar var… Ya da onu örnek gösterip çıkar peşinde koşanlar var… “BİR ÇOBAN MİLLETVEKİLİ OLUNCA ŞAŞIRIP GAZETELERE MANŞET YAPIYORUZ. BİR SIĞIR MİLLETVEKİLİ OLUNCA AYNI TRPKİYİ VEREMİYORUZ.”
Tıpkı bugün yaşadıklarımız gibi… “İNSAN SEVMEYEN ÜLKEDE, HAYVAN KATLİAMI NORMAL SAYILIR.”
“Ne olursan ol gel, ister put perest, ister Mecusi ol yine gel… Bin kere tövbe etsen de yine gel” diyen Hz. Mevlana bugün yaşamış olsaydı, bir tek göstermelik Müslümanlara kapısını kapardı. Çünkü o yetim hakkı yiyenlerle, müfterilere kapılarını açmazdı…
“BİR ANA OĞLUNU AKLI BAŞINDA BİRİ YAPABİLMEK İÇİN YİRMİ YIL UĞRAŞIR. AMA BİR BAŞKA KADIN GELİR YİRMİ DAKİKADA ONUN AKLINI BAŞINDAN ALIR…””
İşte Uzun sözün kısası…
Atatürk 1923 yılında Amerika’lı bir gazeteciye şöyle diyor;
”bir gün, birinci cihan harbinden sonra Ortadoğu’da kurulan suni devletlerin halkları ayaklanacaktır.
O gün geldiğinde, yeni kurduğumuz cumhuriyetin yöneticileri, bu halkların değil, emperyalist güçlerin yanında yer alırsa, aynı akıbete kendileri uğrayacaktır.
Ve kurtuluş savaş’ında yedi düvele kendini bildiren Türk halkı, onlarında hakkından gelecektir.”
İnşallah bizim insan olsunlar diye uğraştığımız o canlılarda bunu anlarlar…
İnanın Hz. Mevlana da bugün yaşamış olsaydı aynen böyle düşünür ve böyle söylerdi bu günler için…
Ve o yinede bugünler için şunları söylemiştir. “Ey oğul, herkesin ölümü kendi rengindendir. Düşmana düşmandır, dosta dost!
Ayna Türk’e nazaran güzel bir renktedir. Zenciye nazaran o da zencidir.Ey can, aklını başına devşir. Ölümden korkup kaçarsın ya; doğrusu sen, kendinden korkmaktasın.
Gördüğün, ölümün yüzü değil, kendi çirkin yüzün. Canın bir ağaca benzer; ölüm onun yaprağıdır.
İyiyse de senden yetişmiş, yeşermiştir; kötüyse de. Hoş nahoş.. gönlüne gelen her şey senden, senin varlığından gelir.”
Ve Mevlana şöyle der onlar için… “Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.”
İşte üzerinde yaşamakta olduğumuz dünyanın bugünkü hali de aynen böyle…
(17 ARALIK 2015)
“Bu gün torunum BERAT KADİRALBAYRAM’IN doğum günü. 9.yaşına bastı benim sevgili torunum. Bu yazımı da sana armağan ediyorum. Allah sağlıklı ve uzun ömürler versin…”