ŞİRK VE TEVHİT
Menfaat ve şiddetli zenginlik arzusu insanoğluna her şeyi yaptırıyor!
Hele ki buna saplananlar DİN çatısı altında yapıyorlar ise;
Tarih boyunca fakirliği, esareti, sömürüyü normal bir şeymiş gibi gösteren ve insanları buna alıştıran dini anlayış, insanları uyuşturup susturmuştur oysa ;
Örneğin Şeriati "Mülk Allah'ındır" lafını şiddetle eleştiriyor. Şeriati'ye göre mülk halkındır!
Şeriati, imtiyazlı bir sınıfın "Mülk Allah'ındır" diye halkı uyuşturduğundan, bütün malı ve serveti sahiplendiğinden ve bunun sonucunda da halkın yoksulluk içinde bırakıldığından bahsediyor.
*
Bunun nasıl ve niçin olduğunu da, İslam dünyasının ilk eylemcisi olarak anılan Ebu Zerr'den bir örnek vererek açıklıyor:
"Mal Allah'ındır" ifadesi, "Mal, insanlarındır" demektir.
Ebuzer el-Gıfarî'nin, Muaviye'nin yakasından tutup ona söylediği şu sözün aynısıdır;
"Sen, 'Mal Allah'ındır' şeklindeki sözünle insanların malını yemeyi amaçlıyorsun ve şunu demek istiyorsun;
Mal, insanların değil Allah'ın malıdır, ben ise Allah'ın yeryüzündeki temsilcisiyim.
Dolayısıyla da insanların,halkın malını dilediğim gibi kullanırım, istediğim kimselere veririm ve istemediğim kimselere de vermem !
*
Burada şu sonuca varıyoruz iki türlü din var ;
- Şirk Dini
- Tevhid Dini
Şirk dini daha çok devlet egemenliğini pekiştirmeye ve kapitalizme benzer İslamî bir ekonomik model inşasına hizmet etmiştir.
Yani temel amaç sömürü, sınıflı toplum yaratmak, insanları edilgenleştirip kolayca yönetebilmektir.
Tevhid dini buna her ne kadar karşı çıktıysa da, ne yazık ki şirk dininin uygulamalarını engelleyememiş ve şirk dini sanki gerçek dinmiş gibi varlık göstermiştir.
*
SİYASET VE HALK
Siyaset halk için yapılır, devlet halk için vardır, oysa ülkemizde siyaset insanları kullanarak onları köleleştirmiştir. Medya insanlara gerçekleri vermek yerine insanları köreltmiş insanları kültürel bölünmeye götürerek sonu gelmez tartışmalara sebep olmuştur.
Kültürel değil de ekonomik bölünme söz konusu olsaydı bugün biz Avrupa’ya değil Avrupa bize muhtaç olacaktı. Dünya üzerinde kendi tarihiyle kavga eden, kardeşi kardeşe vurduran, bizden başka kaç ülke vardır acaba?
Unutmayalım ki toplum içerisinde yaşayan bireyler olarak dürüst ve samimi olmazsak bizi yönetenler bize karşı hiç dürüst olmayacaklardır. Bakın bugün mecliste ki bizim seçtiklerimiz hep trilyoner, bakın medya bu ülkenin sanayisiyle, petrolüyle iç içe.
İyi bakın yapılan kavgaların dökülen kanların ardında deri kaplı siyah koltuğu göreceksiniz.
*
BENİM PENCEREMDEN SOL
Solcular diyor ki; herkese parasız, bilimsel, kamucu anlayışla donatılmış sağlık hizmeti.
Aynı şekilde olmak üzere ana dilde eğitim hizmeti. Herkesten emeğine göre, herkese emeğine göre ilkesinden yola çıkarak yaşamak. Bunlar ve bunlar gibi daha nicelerinin hayata geçirilmesi için gerekli olan gerçekçi-sosyalist-planlı ekonomi yöntemidir.
*
Bunları duyan, anlayan herkes onlara hak veriyor. “Ne güzel söylüyorsun, ama ah bir de sol - sosyalist hatta komünist olmasan” diyorlar.
Halbuki onların bu düşüncelerini, bu ideallerini, “ütopya”larını oluşturan o bahsettikleri kimliklerdir. Haklı olmanın yanında güç de olunmalı deyimi vardır
*
Onları dinleyince her “insan” hemen onlara hak vermiyor.
Ve en sonunda da diyor ki;
“Bu memleketi siz mi kurtaracaksınız?” veya “Ah ah bizde sizin yaşlarınızda uğraşıyorduk bu solculuk işleri ile.
Biz bile yapamadık, siz mi yapacaksınız?
Bak şu falanca kişiye, o bile döndü. Yapamazsınız yavrum yapamazsınız”
*
Aslında ilk soruya en güzel cevap,
kendilerinin memleketi kurtarmayacağından veya kurtaramayacağından kimsenin şüphesi olmadığını hatırlatmaktır.
*
Memleketine sahip çıkmayan insan bencilleşir, çürümeye başlar, insanlıktan çıkar.
Çünkü insanı insan yapan en büyük erdemlerden birisi kolektivitedir, dayanışmadır.
Yaşadığı topraklara sahip çıkmayan, gelecek nesilleri daha da kötü bir düzene teslim eden insanlardan “hayır” gelmez.
*
İkinci önermeye ise; tarihsel ve gerçekçi bir bakış açısı ile Türkiye konjonktürü ile değerlendirilip cevap verilmelidir.
*
Ve bir not :
Siyaset üretmeyen bir toplum çürümeye ve daha sonra da yok olmaya mahkûmdur.
Çünkü siyaset, geleceğimizin “yönetim” biçimidir.
Türkiye de SOL yok sütün kaymağı gibi bir Sol var,kaymağın altında ise karmaşa içinde çatışan % 1 lik partiler var..
CHP Sol mu ? Buna cevabım kesin kez Hayır! CHP de MHP gibi merkez siyaset partileri ne SOL biri, diğeri de SAĞ değil ...