GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE SİYASAL TUTARLILIK KRİZİ
CÜMLELER YETERLİ DEĞİL, TUTARLILIK GEREKİR
Siyaset, halkın iradesini temsil eden bir kurum olmanın çok ötesinde; tarih boyunca milletlerin kaderini tayin eden en büyük güçlerden biri olmuştur. Bugün Türkiye’de, sağdan sola tüm siyasi çizgilerde, bir yönsüzlük, bir tutarsızlık, bir “söylediğini ertesi gün yalanlayan” kaotik yapı hüküm sürmektedir. Oysa bu milletin derdi artık ne sağcılık ne solculuktur. Bu milletin talebi bellidir: Tutarlılık, çözüm ve samimiyet.
TARİHSEL PENCERE: DEMOKRASİ GELENEĞİNİN TUTARLILIKLA İMTİHANI
1946’da çok partili hayata geçişle birlikte Türkiye’de siyaset, ideolojik farklılıklarla büyüdü. Demokrat Parti’nin iktidarı, ardından gelen askeri müdahaleler, 80 sonrası merkez sağın yükselişi ve 2000’lerden itibaren muhafazakâr-milliyetçi dalga…
Her dönemin kendine özgü bir rüzgârı vardı. Ancak hiçbir dönem, bugünkü kadar “siyasi netliğin ve ilkeli duruşun” buharlaştığı bir zaman dilimi olmadı.
O günlerde sağcısı da solcusu da milletin önünde eğilmeyi, siyaset üretmeyi, toplumu kucaklamayı görev bilirdi. Bugün ise parti genel merkezlerinin neredeyse tamamı, “iletişim ofisi gibi” çalışıyor: Bir açıklama geliyor, sonra geri alınıyor. Bir çıkış yapılıyor, sonra inkâr ediliyor.
SAĞCILAR BİRBİRİYLE, SOLCULAR KENDİLERİYLE ÇATIŞIYOR
Sağ çizgide yer alan yapılar, artık ortak bir vizyon, ortak bir milli duruş sergileyemiyor. Ahlaki değerlerden bahsedenin yanında, çıkar ilişkileri içinde boğulmuş aktörler beliriyor. Bir liderin söylediğini, diğeri anında yalanlıyor. Halka güven veren bir “bütünlük” görüntüsü neredeyse kalmamış durumda.
Sol cenahta ise, umut vadeden açıklamalar bir gün çıkıyor, ama ardından gelen çelişkili bir tavır o umudu gölgeliyor. Özellikle halkın gözünde kutsal olan Atatürk mirasının, partisel hesaplar uğruna hoyratça kullanılması, bu ülkenin tüm sağduyulu evlatlarını yaralıyor.
OLUMLU YANLAR: HALKIN SABRI VE UMUT ARAYIŞI
Millet hâlâ çözümden yana.
Tüm bu kaosa rağmen hâlâ “doğruyu arayan”, ilkeli siyaset bekleyen milyonlar var.
Siyasette genç, cesur ve duruş sahibi yüzler ortaya çıkmaya başladı.
Toplum, artık sadece sözle değil, eylemle ikna edilmek istiyor.
OLUMSUZ YANLAR: KURU GÜRÜLTÜ, İDEOLOJİSİZLİK, ÇIKAR HESABI
Partilerin büyük kısmı kimliksizleşti.
Dünüyle çelişen her açıklama, siyasete olan güveni yok ediyor.
Sosyal medyada alkış almak adına yapılan açıklamalar, devlet aklıyla bağdaşmıyor.
Kutuplaştırıcı dil hâlâ hâkim. Hâlâ “biz ve onlar” söylemi üzerinden politika yürütülüyor.
SONUÇ: SİYASET DİLİ ARINMALI, TUTARLILIK İLKE HALİNE GELMELİ
Bu topraklar binlerce yıldır nice devletler gördü. Devletin ve milletin ömrü, siyasi yapıların samimiyetiyle doğru orantılıdır. Eğer siyaset yeniden halktan kopmazsa, milletin değerlerine sırt çevirmezse ve günü kurtarma anlayışını terk ederse, bu ülke yeniden ayağa kalkar.
Öze dönüş, sadece gelenekle bağ kurmak değil; halkla, hakikatle, vicdanla barışmaktır.
OKUYUCUYA SORULAR
Siyasi partilerde “söz ve eylem tutarlılığı” sizce ne ölçüde var?
Dünüyle çelişen liderlere güven duymaya devam ediyor muyuz?
Partilerin açıklamalarına mı, yoksa icraatlarına mı daha çok değer veriyorsunuz?
Sizce toplum hangi özellikte bir liderin etrafında birleşmeli?
Siyasi söylemlerde kutuplaştırıcı dil yerine ne tarz bir üslup bekliyorsunuz?