Nazım Hikmet Ran, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük şairlerinden biri. Bunu tüm dünya şiir otoriteleri böylece kabul eder.
Ben onun sadece büyük şair olduğuna inanmakla kalmıyorum. Onun bir duygu insanı, sözü söz diye söyleyebilen seçkin insanlardan biri olduğuna da inanıyorum. “Sözü söz” derken, hani “adam gibi adam” derler ya, işte öyle. Sözü söz gibidir Nazım’ın.
Ona hayranlığım, şiirlerinin ardından “Yaşamak güzel şey be kardeşim” romanını okuduğumda, daha da arttı. O güne dek okuduklarımdan çok farklı bir romandı.
Şu içtenlikli duygu yoğunluğuna bakın:
“Sizi öpebilir miyim be kardeşim?..”
Romanın erkek kahramanı bayan arkadaşına söylüyor bunu.
Bir kayık gezintisinde söylenen o söz, gözümün kulaklarında çınlayıp durur yıllardan beri. Tıpkı bir resim gibi.
***
Kitap Kurdu Yamalık Halil Dayaç, bende konuk kaldığı günlerin anısı olarak bir Nazım posteri armağan etti bana, İzmir’ine giderken.
Posterde, Nazımın resminin altında şu dizeleri vardı şairin:
“Yaşamayı ciddiye alacaksın
yani o derece, öylesine ki
mesela kolların bağlı arkadan
sırtın duvarda yahut kocaman gözlüklerin
bembeyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin
hem de yüzünü bile göremediğin insanlar için
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.”
Posterdeki Nazımla birlikte bu dizeler karşımdaki duvarda… Her gün bana seslenir, ben de ona bakarım, onu görürüm günde bin kere…
Yaşamanın güzel şey olduğunu bir kez daha duyumsarken yüreğimin başında, ben de masamın başında, insanlar için yazarım.
Hem de yüzünü bile görmediğim insanlar için. Hem de hiç kimse beni buna zorlamamışken. Hem de belki hiç kimsenin okumayacağını bile bile…
En güzel en gerçek şeyin yaşamak olduğunu bilerek gece gündüz yazarım. Savaşsızı yazarım. İhtirassızı yazarım. Ölümü, ölümsüzü… İyinin, güzelin, doğrunun haritasını çizerek, yetmiş dört yaşında… Günde 16 saat…
Başka şeylere de zaman ayırmak gerek değil mi? Ayırırım. Ama bunu yazma saatlerimden çalmam. 8 saat uyku yaşlı bir yazarın neyine gerek?
Yazarım…
Yazmak da güzel şey be kardeşim!