Yıl 1913, Trablusgarp cephesinden Anadolu'ya çağırılıp, Sofya Ateşeliği’ne atanmadan önce Çanakkale Boğazı’nda görevlendirildi. Hani kafa keyfken bir boğaz manzarası seyretmek mi, merak mı, görev aşkı mı, öngörü mü, tarihi iyi okumak mı? Bilim, teknik ve kültürün değişik dallarında özel öğrenim görmüş, aydın, münevver bir kişiliğin gereği olarak mı atandığı görev yerini dağ taş gezip notlar almış?

3000 yıl önce Truva Savaşının olduğu yerlerde inceleme yapmış. Okuma, öğrenme, bilgi sahibi olma merakı ile dört bine yakın farklı dillerdeki okuduğu kitap sayesinde yorum sahibi olmayı bilmiş. Mitolojik çağdaki destanların geçtiği yerin tarihini, kültürünü incelemiş. Homeros’u, İlyada Destanı’ndaki coğrafi yer tariflerini keşfetmek için gezmiş. O günlerden yaklaşık 2247 sene önce (M.Ö. 334)  Büyük İskender'in 35 bin kişilik Ordusunu Çanakkale Boğazından geçirdiği yerleri, neden o noktanın seçilmiş olduğunu incelemiş.

Tarihin babası Heredot'u okumuş.  M.Ö.480 Yılında Perslerin Grek (Yunan) kuvvetlerine karşı 3 gün süren Termofil Savaşında  Yunanistan'ı istila etmek için Anadolu'dan Avrupa'ya geçerken Çanakkale Boğazındaki geçiş noktasını incelemiş.

Ortada belki bir Emperyalist işgal planı vardı. Ancak eylemde görünen bir şey yoktu.

 Emperyalist istilacılar da boş durmamış Antik çağ harita ve tarihinde Çanakkale, Gelibolu, Anafartalar, Arıburnu coğrafyasını incelemiş  lojistik üs olarak istifade edebilecekleri adalardan istifade etmişler. Tarih ders almazsan tekerrürden ibarettir diye bir gerçek var. Bugün Çanakkale'de  Sembolik olarak bulunan Truva Atı hikayesi hilesini bilirsiniz. İşgale gelenler, benzer hileye kıyıda karaya oturmuş  gemi süsü vererek baş vurmuştur. Ancak kendi ifadeleri ile "Mustafa Kemal'i düşünememişler"

Osmanlı'da bilumum Komutanlık ve Paşalıkların beceriksiz Almanlara verildiği, İstanbul'un işgali ile başlayıp Anadolu'nun işgalinin önünü açacak Çanakkale savaşı; Stratejisi, taktik dehası, bir problemi, konuyu en ince ayrıntılarına kadar, her bilgiyi ayrıca değerlendirebilme yeteneğine sahip, karmaşık yapılar karşısında pratik çözümler üretebilen, vefat ettiğinde İngiltere'den taziye için gelen ayağı kangren olma riski taşıyan Anzak  komutanının ve Düşmanlarının bile saygısını kazanan Mustafa Kemal'in dahiyane taktiği ile kazanıldı.

Çanakkale Zaferi, " ben milletin ferdiyim" diyen Mustafa Kemal'in onbeşliklerin, tıbbiyelilerin, mülkiyelilerin, kınalı kuzuların Şahadeti, Seyit Onbaşıların Gazilikleri ile "ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum" talimatı ile 252 bin Şehit, Gazi, kayıpla birlikte zafere dönüştü. 57. Alay Komutanı Yarbay Hüseyin Avni'nin Şehit olduğunda göz yaşı döken Mustafa Kemal… Milletler Cemiyetine katılım için müracaat etmemiz beklenirken, davet etsinler düşünelim diyen…

İşte böyle Başkomutan olunur... 

Gelelim sana; İlk emri "ikra" oku olan kitabı bile okuyup doğru anlamadığın ülkenin halinden belli. Belki alfabeden başka kitapta okumamışsındır Allah bilir. Ordunun şerefli askerinin başına çuval geçirildiğinde, ne notası müzik notası mı demekle Başkomutan olunmaz.

Vatan toprağı dışındaki kutsal toprak Süleyman Şah Türbesi’ni vermekle Başkomutan olunmaz.

Kan bedeli ödenmiş,Türkiye Cumhuriyeti'nin tapusunun alındığı Lozan'da  siyasi, irade konularak kazanılmış adalara yığınak yapan paryalara göz yummakla Başkomutan olunmaz.

Kahraman Mehmetçiğin baskında, mayında, düşen helikopterde şehit olduğunda kürsüde, kongrelerde, TV demeçlerinde gülerek Başkomutan olunmaz.

Akdeniz kıta sahanlığından birileri hoşnut olacak diye Antalya Limanına çekilmekle Başkomutan olunmaz.

ABD Başkanının hasretle  beklenen telefonuna ahize başında nöbet tutup kontak kurmak için lobilere para akıtan bir anlayışla Başkomutan olunmaz.

Gerekirse papaz elbisesi bile giyerim deyip Yahudi Üstün Hizmet Madalyası almakla Başkomutan olunmaz.

Kararname ile kanunla Başkomutan olunmaz...

İşte onun için;

SEN  "O" olamazsın.

Onun için

"O" EBEDİ BAŞ KOMUTAN.

Sen  değilsin, OLAMAZSIN...