Tilki ile Leylek,birbirini sıra ile yemeğe davet etmek üzere anlaşmışlar.. İlk olarak davet sahibi Tilki olmuş. Hazırladığı yemekleri düz tabakta sunarak leyleğin yemeğe ulaşımını zorlaştırmış.Kendisi yerken bir yandan da leylek kardeş yesene ısrarıyla yemeği bitirmiş.

Tabi leylek aç...Davet etme sırası geldiğinde leylekte yemek sunumunu ağzı dar,uzun, leylek gagasına uygun bir kapta yesene tilki kardeş ısrarı ile sununca bu defada kurnaz geçinen tilki aç.Bu etme-bulma işinden her iki tarafta zararlı. Bir sıfat olarak, bu kurnaz geçinenlerle,kuş beyinli diyeceğimiz yapıda olan insanlarla aynı ortamı paylaşıyoruz.Bazen bir kısmımız,bazen diğer bir kısmımız yoksulluktan nasibimizi alıyoruz Buradan toplumsal barış çıkar mı? İstenen, bu adaletsiz paylaşımdan kaos ortamı yaratıp, toplumu ayrıştırma,birbiri ile kavgaya sürüklemek mi? Bu iş birer öğünlük tilki-leylek hikayesinden ders çıkartmakla bitmez,hayat devam ediyor. Komşusu açken tok olanlar bizden değildir diyen inancı, yeri geldiğinde mangalda kül bırakmadan savunanlar acaba hangi saftalar? Bu hikayede ki canlılara benzetirsek; tilki kim? Siz söyleyin.
Leyleğe benzeteceklerimize gelince; kanadı kırılmış, uçamaz, kaçamaz,tilki tabağından pay alamayan desem, O'nuda Siz söyleyebilirsiniz görünen köyün ahalisi. Daha iradesini ipotek etmeyenler, yandaşlıkta yarış yapmayanlar, yakınını bir torpil bulurum Devletin koltuğuna oturturum beklentisinde olmayanlar, Ülke kaynaklarının %100'ünü fabrikada, tarlada,madende üretip, yüzde 20 pay alan AÇLAR. Kimler mi? Emekçi,emekli,çiftçi,memur yani dar gelirliler.Bu iş sürdürülebilir bir anlayış mı? Leylekle,tilkinin birer öğünlük oyunundaki tilkinin tabağından pay bekleyen leylek olmak yaratılmışların en akıllısına ne kadar yakışıyor?
Çaresiz değilsiniz..ÇARE SİZSİNİZ?