Şimdi bu deyişin sonunu, Halkımızın çok büyük bir oranda aynı kelimelerle bitirdiğini duyar gibiyim. Ben, farklı bir yerden bakıyorum.

M.Ö.5. Yüzyılda yazılı bir eser bırakmadan Atina'da yaşamış, Antik Yunan Filozofu, Batı felsefesinin kurucu figürlerinden biri kabul edilen Sokrates'i öğrencisi Platon’un diyaloglarından tanıyoruz.

Sokrates,Felsefenin merkezini doğanın varoluşsal yorumlarından ziyade, insan ve ahlaki davranışlara kaydırmıştır.

2500 yıl öncesinden bugüne, Dünya toplumlarında halen sorgulanan, yorumlanan ve yazılı-sözlü ortak birçok değerde birleşilmiş olmasına karşın, yaşama geçirilmemiş kurallarla insanlık yoluna devam etmektedir.Toplumların, daha mutlu bir yaşama ulaşması,ancak bireysel ve toplumsal yaşananlardan çıkartacağı sonuçları irdelemesi, sorgulaması ile mümkündür.Bu da Sokrates'e atfedilen, “Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez” sözü ile "Bildiğim tek şey, hiç bir şey bilmediğimdir" entellektüel tevazu anlayışı ile baktığımız da, yetiştirilecek çocuğa Erdem,bilgi ve doğru yaşama ulaşmanın bir "Ahlak Felsefesi "olduğu öğretisini vermek, "adam olacak çocuğun" eğitiminde gelecekteki yaşamlar için bugünün zorunluluğu olarak kabul edilmelidir.

Bu eğitim-öğretim anlayışı, toplumda eksikliği hissedilen ve sıkça ihlali ile karşılaşılan hak,hukuk,Adalet duygusu ve saygı ile birlikte yaşama, ortak değerlere sahip çıkma bilincini de getirecektir.

Bunu sağlayacak olanlar bizleriz,Çaresiz değiliz,ÇARE BİZİZ...

Yük.İnş.Müh.M.Sait KÖSE