Adıyaman Dernekler Federasyonu Başkanı Hüseyin Sevinçtekin’in, 8-11 Ocak tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde düzenlenecek olan 6. Adıyaman Tanıtım Günleri öncesinde yaptığı basın toplantısında basına yönelik sarf ettiği sözler Adıyaman basınının tamamını derinden üzmüştür.

Basın mensuplarına, “ödeneğimiz yok” gerekçesiyle zarf içinde günlük yakıt parası kadar bir bedel teklif edilmesi, hangi aklın, hangi vicdanın ürünüdür? Basın emekçisi, harçlıkla, sadakayla, zarfla mı onurlandırılır? Gazetecilik, kamuoyunu bilgilendirme görevidir; pazarlık masasına oturtulacak bir meslek değildir. Üstelik yaşananlar bununla da sınırlı değil.

Gazeteci meslektaşlarımın bizzat yaşadığı ve bugün hala hafızalarda tazeliğini koruyan gerçekleri, bana aktarıldığı şekliyle kamuoyuyla paylaşmak zorundayım. Dört yıl önce İstanbul’da düzenlenen benzer bir tanıtım etkinliğinde, Adıyaman basınından merhum Zübeyir Pektaş, Mustafa Coşkun ve diğer gazetecilere “yer ayarlandı” denilerek, tabelası dahi olmayan bir misafirhanede, ranzalı ve insan onuruna yakışmayan bir ortamda konaklama sağlandığını bu şehirde bilmeyen yok. Basına verilen değer buysa, doğrusu söylenecek söz de pek kalmıyor.

6 Şubat depremleri öncesinde de tablo değişmemiştir. Farklı kurumların otobüslerle katılım sağladığı Adıyaman Tanıtım Günleri’nde, basın mensuplarına yine “otel ayarlandı” denilmiş, ancak İstanbul Atatürk Havalimanı’na ulaşıldığında karşılarına çıkan manzara tam anlamıyla bir hayal kırıklığı olmuştur. Sıcak suyu bırakın, musluğundan su dahi akmayan, içerisinde yalnızca bir yatağın bulunduğu mekanlara gönderilen gazeteciler, birkaç saat bile dayanamayarak valizlerini alıp akrabalarının yanına gitmek zorunda kalmıştır. Sakın kimse bugün çıkıp “haberimiz yoktu” demesin; bu yaşananları bilmeyen yok, görmeyen yok.

Tüm bunların ardından şu soruyu sormak kaçınılmaz hale geliyor: Adıyaman Tanıtım Günleri kimin için, ne için yapılıyor? Gerçeği açıkça ifade edelim: Bu etkinliklerin temel amacı tanıtımdan çok reklamdır. Daha doğrusu, İstanbul’da siyasi ve kişisel vitrin oluşturma çabasıdır. Geçmişte yaptığı her organizasyonda Adıyaman basınını görmezden gelen, yok sayan bir anlayışın, bugün “tanıtım” söylemiyle ortaya çıkması samimi değildir.

Eğer niyet gerçekten Adıyaman’ı tanıtmaksa, buyursunlar bu organizasyonları Adıyaman’da yapsınlar. Şehrin sokaklarını, esnafını, yaralarını, sorunlarını yerinde görerek yapsınlar. İstanbul’un kalabalığında yapılan bu etkinliklerin Adıyaman’a somut bir katkısı olmadığı geçmiş yıllarda da görülmüştür.

Adıyaman Valiliği ve ilgili kurumlar bu organizasyonlara katılmadığında, etkinliklerin ne kadar sönük geçtiğini hepimiz biliyoruz. Basını yok sayarak, emeği küçümseyerek, şehre değer katılmaz. Basın, bir şehrin hafızasıdır. Hafızasını hor görenler, yarın kendi söylediklerinin de unutulmasına şaşırmamalıdır.