Düşün

Aziz Sancar

OKSİJEN gibi geldi valla...

-Yıllardır Amerika’da olduğu halde Türk vatandaşlığını koruduğu için.

-Cumhuriyet’in kazanımlarından her fırsatta bahsettiği için.

-Önem verdiği değerlerden biri “çok çalışmak” olduğu için.

-Nobel sertifikası ve madalyasını 19 Mayıs’ta Anıtkabir’e teslim edeceği ve böylece sembolik olarak başarısında Cumhuriyet kazanımlarının ve Atatürk’ün de payı olduğu mesajını verdiği için.

-Hatta “Bu Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in madalyasıdır” diyecek kadar zarif, değerbilir ve alçakgönüllü olduğu için.

-Atatürk hayranı, cumhuriyetçi bir Türk vatandaşı olarak bu tavrını siyasi taraflık haline getirmeyip, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı’nın davetini reddetmediği, gidip tebriki zarafetle kabul ettiği için.

-“Madalyayı 19 Mayıs’ta Allah kısmet ederse Anıtkabir’e koyacağız” diyerek (aksini iddia edenlere inat) hem inançlı hem Atatürkçü ve laik olunabileceğini, aslında Türkiye’nin çoğunluğunun böyle olduğunu hatırlattığı için.

-“Etnisitesi nedir” diye tutturup bu konudan polemik çıkarma çabasındakilerin tuzağına düşmediği için.

-Yani özlediğimiz, kaybetmekte olduğumuz, birilerinin kaybedelim diye her gün mesai harcadığı tüm fevkaladelikleri hatırlattığı ve ne kadar özlediğimizi hissettirdiği için...

Bilimsel çalışmaları ve Nobel gururumuz yanında, bunlar için de çok teşekkürler

Aziz Sancar Hocam.

Gülse Birsel

///

Hisset

YAĞMUR KAÇAĞI

 

elimden tut yoksa düşeceğim

yoksa bir bir yıldızlar düşecek

eğer şairsem beni tanırsan

yağmurdan korktuğumu bilirsen

gözlerim aklına gelirse

elimden tut yoksa düşeceğim

yağmur beni  götürecek yoksa beni

 

 

geceleri bir çarpıntı duyarsan

telâş telâş yağmurdan kaçıyorum

sarayburnu'ndan geçiyorum

akşamsa  eylül'se ıslanmışsam

beni görsen belki anlayamazsın

içlenir gizli gizli ağlarsın

eğer ben yalnızsam yanılmışsam

elimden tut yoksa düşeceğim

yağmur beni götürecek yoksa beni

 

Attila İLHAN

///

Gülümse

 Arkadaş             

Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :

-Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?

-Hayır düşmedim.Arkadaşım Orhan`la dövüştük.Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!

Annesi yatıştırmaya çalıştı :

-Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil.Ben sana yarın pasta çörek vereyim.Arkadaşına da ver, barışın.Güzel güzel oynayın olmaz mı?

-Olur anneciğim, barışırız.

Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü. Annesi merakla sordu:

-Yine ne oldu?

-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!

//

Kulağına küpe olsun

"Kadınları mutlu etmenin 20 yolu'' diye bir sürü gereksiz haber çıkıyor. Tek maddede açıklıyorum: Dürüst olun, yeter."

- Turgut Uyar