Sevgili Dostlarım,

Hepimizin bir günde 24 saati var. Bu 24 saatin içinde ne yok ki! Çocuklar, eş, geniş aile, iş, ev işleri, spor, televizyon, hobiler, okumak, alışveriş, okul, yemek, sinema, seyahat, uyku, vb. Bugün yaptıklarımızla geleceğimizi inşa ediyoruz. Yani bugün yaptıklarımız geleceğimizin alt yapı yatırımı diyebiliriz. Bu yatırımı en verim alabileceğimiz ve en keyifli şekilde nasıl yapabiliriz? 24 saatimizi neye yatırırsak gelecekte bize maksimum getiriyi verir?

Bu sorunun cevabı gün içinde enerjimizi nereye ve ne kadar dengeli kanalize ettiğimizde yatıyor.

Hatırlarsınız, eski yazılarımdan birinde enerjimizin hayatımızın kaptan koltuğuna geçmemiz konusunda son derece önemli olduğundan bahsetmiştim. Bu enerjileri bir kez daha hatırlayalım:

1. Savaşçı enerji: Harekete geçmemizi tetikleyen, itici enerji. Bu enerjiyle planlarımızı hayata geçirecek azmi buluyor, ataleti yeniyor ve önümüze çıkan engelleri aşıyoruz.

 

2. Vizyoner enerji: Hayal kurmamızı sağlayan enerji. Geleceğe umutla bakmamızı sağlıyor.

 

3. Besleyici enerji: Kendimizle ve çevremizdekilerle empati kurmamızı sağlayan enerji. Kendimizi ve çevremizdekileri daha iyi anlayıp onlara ehemmiyet ve şefkat göstermemizin yolunu açıyor.

 

4. Öğretmen enerjisi: Verileri toplayıp analiz edip sonuca varmamızı sağlıyor. Analitik yanımızı açığa çıkaran enerji.

 

Gün içinde birçok kez bu enerjiler arasında geçiş yapıyoruz. Bu geçişler etrafımızdaki koşullara, duygularımıza ve tercihlerimize göre gerçekleşiyor. Bu geçişleri yerinde ve zamanında yapıp dengede kalmamızı sağlayan ana enerji ise BİLGE ENERJİ. Bilge enerji, hangi enerjiden nereye doğru hareket etmemizin ve hangi enerjiden ne dozda kullanmamızın bizim ve bütünün hayrına olacağına dair ipucu veriyor.

 

İşte gün içinde birçok kez birbiri arasında geçiş yaptığımız bu enerjiler, bizim yaşamdaki duruşumuzun ve üslubumuzun rengini belirliyor. Gün içinde enerjimizi kendimiz ve bütünün hayrına ne kadar kanalize edebilirsek gelecek o kadar aydınlık olacak.

 

Bilge enerjimizin yanımıza gelip bize yön verebilmesi için tek bir şart var. O da DİNGİNLİK. Gün içerisinde yukarıda bahsettiğim aktiviteleri yaparken ekseriyetle bir koşuşturma halinde oluyoruz. 24 saatimizin içi o kadar çok kişiyle ve konuyla doluyor ki üstlendiğimiz roller arasındaki  “Ben”i  göremez ve duyamaz hale geliyoruz.  “Ben”i yitirdiğimiz noktada ise dinginlikten bahsetmek mümkün olmuyor. Dolayısıyla bilge enerjimizin bizi bulabilmesi için rollerimiz arasına sıkışıp kalmış  “Ben”i öncelikle bulup onunla baş başa kalmamız gerekiyor. “Ben”inizle bir araya gelebilmeniz için gün içerisinde bir  “Ben”  alanı yaratmanız lazım. Bu  “Ben”  alanında yalnızca  “Ben” iniz olmalı. Dikkatinizi dağıtacak, yorumlarıyla sizi yolunuzdan çevirebilecek herhangi bir etki ve kişi olmamalı.  “Hiç”lik noktasında  “hiçbir şey”  yapmıyor olmalısınız.

 

Örneğin ben  “Ben”imle ya sabah erken vakit doğa içerisinde yaptığım yürüyüşte ya da bizim evin terasında tek başıma oturup kuşları dinlediğim vakit buluşuyorum. Çok da seviyorum buluştuğum  “Ben”i. Buluşur buluşmaz bilge enerjim geliveriyor. Bir taraftan akışta kalmamı sağlarken diğer taraftan zihnime berraklık getiriyor. Öyle bir berraklık ki geleceğimle ilgili hayaller kurmama yardımcı oluyor. Ve bu hayallere ulaşabileceğim yollar konusunda benimle ön görülerini paylaşıyor.

 

Diyeceğim o ki, gün içinde “Ben”inize yapacağınız her yatırım, gelecekte hayal ettiğiniz hedeflerinize ulaşmanızın teminatıdır.

 

Siz gün içinde  “Ben”inize ne kadar vakit ayırıyorsunuz? En son ne zaman  “Hiçlik”  noktasına gelip sadece durdunuz ve hiçbir şey yapmadınız?

 

“Evren ve Ben, varoluş içinde birlikteyiz. Ben ve nesneler biriz.”  Chang Tzu

 

Sağlıcakla,

**