Okulların açılmasına bir aydan az bir zaman kala, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, görevden affını talep ediyor.

Milyonlarca öğrencinin geleceğini umursamadan, bırakıp gitti…

Gereken lüzum üzerine…

Sağlık sorunu mu, üstlerle anlaşamamaktan mı, sistemden ümidinin kalmamasından mı bilmiyoruz.

Belirsizliklere açıklama getirmeden, velilere, öğrencilere bir açıklama yapmadan…

Görevden affı kabul edildikten sonra ilk mesaj hakkını, bu görevi kendisine veren cumhurbaşkanına şükran, çalışma arkadaşlarına teşekkür için kullanıyor.

**

Geçen yıl okullar açılamadı. Bu yıl ne olacak?

Devlet okullarında okuyan çocuklar, sınavlarda haksız rekabetle karşı karşıya kaldı. Doğru dürüst ders görmeden, özel okul imkanları ile sınava hazırlanan arkadaşlarına karşı başarılı olmaya çalıştılar. Bu yıl olası bir kapanma halinde bunun önlemi alındı mı?

Dünya Ekonomik Forumu'nun EĞİTİM KALİTESİ raporuna göre, Türkiye 137 ülke arasında 99'unculuğa düştü. Bununla ilgili bir açıklamanız var mı?

Türkçe bilmeyen Suriyeli öğrencilerle, kendi çocuklarımız aynı sınıflarda ders görmeye çalışıyor. Gaziantep’te öğretmenler, kendi çocuklarımıza gereken eğitimi veremediklerini haykırıyor. Bir çözüm düşündünüz mü?

**

Görevden alındı diyebilirsiniz.

Kendisinin, affını istediği açıklanıyor. Kendisi de bunu yalanlamıyorsa, bırakıp kaçmaktır bunun tanımı.

2 yıllık görev süreniz sonrasında, AFFI TÜRK MİLLETİ’nden dileyemiyorsanız,

Milli Eğitim Bakanlığı gibi bir makam için ŞÜKRANLARINIZI TÜRK MİLLETİ’ne sunamıyorsanız,

Siz ne MİLLİ, ne de EĞİTİM Bakanı olmuşsunuz…

Sizinki İKİ DUDAK ARASINA “BAKAN”lıkmış meğer…

 **

İcraatlarınızın ceremesini bu ülke çekmiyor olsa,

Yanlışlarınızın bedelini bu ülkenin geleceği ödemiyor olsa,

Açıklama yapmadan gidişiniz, eğitimimizdeki belirsizliği iyice arttırmıyor olsa,

Milli (!) görevinizden ayrılmanız, umurumda bile olmayacak.

**

Ama bu ülkenin ve geleceğinin iki yılını heba ettiğiniz için,

Bunun için bir açıklama veya özür bile belirtme ihtiyacı duymadığınız için,

Bir veli olarak görevden affınızı da, sizi de affetmiyorum.

Hoca demeye dilim varmıyor;

Sayın BAKAN…