“Konuyu siyaset malzemesi yapmayın” diyor, iktidar siyasetçileri.
Halbuki bir olay, toplumu ilgilendiriyorsa, siyasetin konusudur. Siyaset malzemesi yapılmasının önüne geçecek olanlar ise iktidarlardır.
Soruna ilk günden müdahale eder, sorundan etkilenenleri muhatap alır, toplumu rahatlatırsanız, siyasetçiye de iş kalmaz. Sorunu siz konuşmaz, sorulara siz cevap vermez, endişeleri siz gidermezseniz, elbet birileri konuşacaktır.
Kaldı ki sorunların çözümü, konuşmaktan, tartışmaktan geçer.
Sorunu tartışmak yerine, sıkıntıları dile getirenleri düşman gösteren anlayış, bir sorunu daha halının altına süpürmeyi tercih ediyor.
Ancak halının altı çözülmemiş sorunlarla dolu…
**
İktidar siyasetçileri, kendi taraflarında(!) olan bakanı savunmak adına, öğretmenleri toplumun önüne atmakta sakınca görmüyorlar. Bu ülkenin öğretmenlerini, karşı tarafta konumlandırıyorlar. Böyle bir olayda taraf olunamayacağını bile bile yapıyorlar bunu.
“Böyle bir ortamda eylem mi yapılır?” söylemleri ile öğretmenlerin eylemini eleştiriyorlar. Sanırsınız daha bir ay önce bir öğretmen bıçaklanarak öldürülmemiş, öğretmen dövmek bu ülkede artık kanıksanan olaylar olmamış... Sanki ilk olayda öğretmenler sokağa çıkmış gibi konuşuyorlar.
Kahramanmaraş olayının, bardağı taşıran son damla olduğunu, ısrarla görmek istemiyorlar.
**
Aman bizim Bakanımız konuşulmasın, eleştirilmesin.
Öğretmenlerin sokağa çıkmasını eleştirenler, aynı süreçte Milli Eğitim Bakanının sessiz kalmasına hiç değinmiyorlar. Bir Bakan neden öğretmenleri dinlemez, muhatap almaz? Nedir öğretmenlere bu tavrın sebebi? Eleştirilmeniz mi?
Eğitimden sorumlu Bakanın, eylem yapan öğretmenleri ziyaret edip dinlemesi, hassas bir dönemden geçilmesi nedeniyle eylemi bir süre ertelemelerini talep etmesi, daha iyi bir sonuç vermez miydi?
“Sıkıntıları bu süreçten sonra konuşalım” sözü eylemleri bitirmez miydi?
Sayın Bakan, öğretmenlerin endişelerini anladığını gösteren, çözüme yönelik bu tavır yerine, muhatap almamayı tercih ediyor. Ama eylemleri görmezden gelmek, sorunu çözmüyor.
Eğitimin en önemli unsuru olan öğretmenleri muhatap almayan bir Eğitim Bakanının, sorunu çözebileceğine inanıyor musunuz?
Sorunu çözemeyeceği aşikar olan kişinin yapacağı tek şey var;
İstifa etmek…
**
İletişim Bilimi, “Konuşmasında vatan, millet, bayrak söylemlerini kullanan kişi propaganda yapıyordur, siyaset yapıyordur.” tespitini yapar.
Öğretmenlerin eylemine karşı, “ Karakola saldırı olunca, polisler de karakola mı gitmesin?” söylemi tam da bu tanıma uymaktadır.
Öğretmenleri, “Polisler, askerler bile bile vatan için ölüme giderler. Siz kaçıyorsunuz.” iması ile kamuoyu önüne atan anlayışın asıl kendisi, eğitimi siyaset malzemesi yapmaktadır.
Kaldı ki polisler, askerler, bu ülke için her an canını vermeye hazır şekilde görev yaparlar. Buna rağmen siz, karakola yapılan saldırılar sonrası bir müdahalede bulunmaz, gereken önlemleri almazsanız, “Hadi git vatan için öl” diyemezsiniz.
Bu ülkenin her evladı, yeri geldiğinde vatanı ve milleti için canını vermeye hazırdır.
Ama bu ülkede kimsenin pisi pisine ölmeye de rıza göstermesini beklemeyin.