Sana kavuştum.

Devenin suya kavuşması gibi… Ne acele, ne gösteriş. Sadece derin bir ‘’oh’’ hali.
Uzun süre susuz kalmış bir kalbin, nihayet kendine izin verdiği bir ferahlık bu.
Koşarak değil, diz çökerek içilen bir mutluluk.
Çünkü bazı kavuşmalar sevinçten çok şükür taşır. Üzerimde bir çocuğun masum sevinci var şimdi. Hesapsız. Korkusuz. ‘’Ya sonra?’’ demeyen cinsten.
O çocuk, düşüp dizini kanattığında annesine koşan çocuk. Ağlarken bile güvende olduğunu bilen… İşte kalbim de sana öyle geldi. Sargısız, zırhsız, savunmasız ama emin.
Modern zamanlar bize hep temkinli olmayı öğütlendi. Az hisset, az bağlan, çok sorgula dediler. Ama kimse şunu söylemedi: Bazı insanlar vardır, onların yanında çocukluğuna dönersin. Ve bu bir zayıflık değil, en güçlü halidir insanın.
Sana kavuşmak; Bir yarış kazanmak değil, Bir yükü yere bırakmak gibi. Artık kanıtlamaya çalışmıyorum. Anlatmıyorum. Savunmuyorum.
Sadece varım.
Çünkü gerçek kavuşmalar sessizdir.
Alkış istemez.
Tanık aramaz.
Deve suyu bulduğunda bağırmaz.
Sadece içer.
Ve yaşar.
Ben de öyleyim şimdi.
İçiyorum seni.
Yavaş yavaş.
Kana kana.
Ve içimdeki çocuk gülümsüyor.
Masumca.
Haklı olarak.