Duygusal zeka, sağlığımızda, kariyerimizde ve para kazanma kapasitemizde IQ’dan çok daha önemli

Değerli Yaşamseverler,

Daniel Goleman’in Duygusal Zeka kitabından aldıklarımı kendi yorumumla paylaşmaya devam ediyorum.

Bir kitabı okuyup ondan aldıklarımın özetini çıkartmak öğrenmemi son derece derinleştiriyor. Derinleşmek istediğiniz konularda okuduğunuz kaynakların özetini çıkarmanızı can-ı gönülden tavsiye ederim.

Duygusal zeka, yani EQ, konsepti 1995 gibi oldukça yakın bir geçmişte ortaya çıkmasına rağmen günümüzde EQ hakkında 700 adet doktora çalışması mevcut. Doktora çalışmalarının yanında birçok üniversite ve kuruluş tarafından yapılmış araştırmalar da var. Görünen o ki hepimizin son derece merak ettiği ve yaşamımıza olan etkisini derinlemesine anlamak istediğimiz bir konu.

Bugünkü yazımızda EQ ile ilgili bazı şehir efsanelerini ve bazı gerçekleri detaylandıracağız.

EQ ile ilgili şehir efsanelerinin başında, kişinin başarısında EQ’nun etkisinin %80 oranında olduğu. Bu doğru bir iddia değil. Bu iddianın çıkış noktası, insanın başarısında IQ’nun etkisinin %20 civarında olduğunu tahmin eden bazı araştırmalar. Bazı kesimler bu rakamdan yola çıkarak kalan %80’lik kısmı EQ’ya atfediveriyorlar. Ancak insanın başarısındaki %80 lik kısmı sadece EQ ile açıklamak fazla iyimserlik olur. Başarıda birçok faktör etkili. Kişinin içinde büyüdüğü ailenin ekonomik ve eğitim durumundan tutun da karakterine kadar birçok faktör var. EQ, kişinin kendi realitesinin ve özünde kim olduğunun tüm çıplaklığıyla farkına varabilmesine yardımcı oluyor. Farkındalığın arttığı noktada kişinin kendisine hizmet edecek seçimler yapabilmesinin önü açılıyor.

Başka bir yanılgı da EQ’nun koşulsuz olarak her ortamda IQ’dan üstün olduğunu varsaymak. Bazı ortamlar var ki, akademik başarı, hedefe ulaşmak için en elzem faktörlerin başında gelebiliyor. Örneğin akademisyenlik mesleği gibi.

EQ’nun, yani duygu yönetiminin, açık ara en etkili olduğu alanların başında sağlığımız geliyor. Araştırmalar gösteriyor ki, duygularını regüle edebilen ve onlarla barışık yaşayabilen bireylerin fiziksel sağlık durumları diğer bireylere göre daha sağlam.

Duygusal zekanın yaşamımızda diğer faktörlere göre daha fazla etki ettiği bir başka alan ise romantizm ve ilişki yönetimi. Bazen IQ açısından çok iyi olan insanlar duygusal açıdan inanılmaz hatalar yapabiliyorlar. Etrafınızda vardır mutlaka. Akıllı kadınlar, yanlış seçimler örneğin...

EQ’nun göreceli olarak önem kazandığı bir diğer alan da rekabetin yoğun olduğu ortamlarda 1 numara olmaya oynayan kişilerde gözlemleniyor. Örneğin dünyaca ünlü, madalya sahibi sporcular. Bu spocuları diğerlerinden ayrıştıran en keskin özelliklerinin mental ve duygusal dayanıklılıkları olduğu gözlemlenmiş.

IQ, kişilerin hangi alanlarda meslek sahibi olabilecekleriyle ilgili değerli bilgiler, göstergeler veriyor. Ancak kurumlarda kimin lider olabileceği sorusu gündeme geldiğinde IQ neredeyse tamamen devreden çıkıyor ve EQ tek değerlendirme kriteri oluyor. IQ, adınızı liderlik koşusuna yazdırıyor. Ancak koşuyu kimin kazanacağında EQ belirleyici oluyor.

Lütfen not edin: CEO’lar iş tecrübeleri ile işe alınıyor, ancak EQ eksikliğinden dolayı işten atılıyorlar.

Tüm bunlardan benim vardığım sonuç şu;

Yetkinlik ve zeka farklı şeyler.

Herhangi bir konuda yetkin olabilirsiniz. Ancak bu yetkinliği “akıllıca” yönlendirdiğinizde yaşamınıza katkı sağlıyor. Aksi takdirde yetkinlik atıl kalıyor.

“Yüksek bir IQ refah, prestij ve mutlululuk garantisi vermese de, okullarımız ve kültürümüz, kişisel kaderimiz için son derece önemli olan duygusal zekayı göz ardı ederek akademik yeteneklere odaklanmaktadır.” Daniel Goleman

Sevgiyle,