Düşün

 

Bir felsefe profesörü bir ermişi görmeye gitmişti ve ona Tanrı hakkında soru sordu ve ona reenkarnasyon teorisi hakkında sordu. Ve ona pek çok şey sordu..... Sorular ve sorular ve sorular.Ve ermiş "Yorgunsun, yolculuk uzun sürmüş ve böylesine sıcak bir öğleden sonra tepeye tırmanmaktan terlemiş olduğunu görebiliyorum. Çok yorucu olmalı. Bekle, acelemiz yok.

Bu sorular biraz daha bekleyebilir. Senin için bir fincan çay hazırlayayım. Ve kim bilir, çayı hazırlarken cevabı bulabilirsin" dedi.Şimdi profesörün biraz aklı karışmıştı ve bu çılgın adama gelmenin doğru bir şey olup olmadığından şüphelenmişti.

"Bu sorular çay içerek nasıl cevaplanır?" Fakat artık dönmenin bir anlamı yoktu; biraz dinlenmesi gerekiyordu."Ve çayın herhangi bir şekilde bir zararı yoktu, o halde çay içip buradan kaçmalı"

Ermiş, çayı getirdi, çaydanlığından bardağa dökmeye başladı ve dökmeye devam etti. Bardak dolmuş ve çay tabağa dökülmeye başladı ve tabak da dolmuştu.O zaman Profesör, "Dur! Ne yapıyorsunuz? Çay yere dökülmeye başlayacak. Artık bardağın tek bir damla için dahi yeri yok. Çıldırdınız mı ne oldu?"Ermiş kalpten gülümsedi ve

"Demek ki sen zekisin! Anlayabiliyorsun. Şayet bardakta yer yoksa artık onun içine çay koyamayız. Senin kafanda yer var mı?Olduğum her şeyi senin içine dökmek isterdim. Fakat kafanda yer var mı?

O aşırı düzeyde dolu, kalabalıklaşmış durumda değil mi? Benim yanıtım bu" dedi."Yeniden gel, önce kafanı boşalt. Bir şey bilmez halde gel. Sen aşırı bilgilisin. Senin içinde devam eden gürültüyü duyabiliyorum.Daha sessiz olarak gel.Ve sen öğrenmek için gelmemişsin; sen tartışmak için gelmişsin" dedi.

~Bir Zen Hikayesi

///

Hisset

DOĞAN GÜN

 

Kırgın umutta

Keder tortusunda

Acıda, zehirde, pusuda

Yılma

Doğan günü bekle

 

Çünkü tutar bir erik ağacı sunar sana

Doğan gün

Van gölünden bir sabah

Bir kıvılcım, bir titreşim

Bir tutam akdeniz

Süphancı bir serinlik

Ve genç bir gerinme

Usulcacık saç hışırtıları

Bir dudaktan buğulanan sıcaklık

Tutar getirir

Doğan gün

Öpücük gibi konar gözlerinde bir melodi

Sevgilin gibi dokunur parmaklarına bir kedi

Ve kavga ve zulüm ve ateş

Hep birlikte örülen bir türkü

Güzel yapmak için, güzel olmak için

Çünkü hayat dönen, kıvrılan

Yanan bir ibrişimdir

Tutar getirir

Doğan gün

Kemal BURKAY

///

Gülümse

Ölüm Haberi     

Hoca bir gün kırda gezinirken birden fenalaşır,başı döner,gözleri kararır:

" Ben galiba gidiciyim ! " diyerek yere uzanır,gözlerini kapayıp ölü gibi yatar.

Aradan uzun zaman geçtiği halde cenazesini kaldırmaya gelen olmaz:

"Bari ben gidip öldüğümü haber vereyim de ortalarda kalmayayım" diyerek evine gelip olanı biteni karısına anlatır.Tekrar öldüğünü sandığı yere döner.

Karısı,arkasından:

"Kocamın cenazesi yerde kaldı;bu ne biçim iştir dostlar! diye bağırıp çağırmaya,saçını başını yolmaya başlar.

Konu komşu toplanır:

"Allah Allah, ne zaman öldü, kim gelip haber verdi ? derler.

Kadın hüngür hüngür ağlarken:

"Garip,kocamın kimi var ki! Kendisi gelip haber verdi;sonra da alıp başını öldüğü yere gitti" der.

 

//

Kulağına küpe olsun

Birbirinize karşı bu kadar önlem aldığınıza göre,

Sizler dürüst insanlar değilsiniz...

Voltaire