1974 bütün dünyanın hayretle izlediği ,Türkiye Cumhuriyeti ülkesini yöneten siyasiler ile askerini hesaplarının üzerinde hareketi şaşkına çevirmişti. Olmayacak bir hedefi, aklarından geçirmek istemedikleri bir planla ,Kıbrıs’a yapılan çıkarma … Buda Türkün gücünü ortaya korken, siyasetin akıllı davranması ile askerin inancından kaynaklanması sonucu,yapılan bir barış harekatıydı. Ama kurtuluş savaşı sonrası yeniden bir tarih yazmıştı.
Bunu içine sindiremeyen güçler, boş durmadılar. Ülkeye her koldan ihanetçiler ile ajanlarını soktular. 1977 taksim olayları aslında yabancı güçlerle ülkedeki ihanetçilerin ortak harekatıydı. Çünkü, geçmişten kuyruk acısı olan, çok ülkenin , bu ülkede ve topraklarında gözü vardı. Silah zoruyla alamamışlardı.
İşte yaptıkları planları, işletmek için ülke içinden ihanetçiler ile işbirliğine giderek, ülkede yeniden bir kavga düzenine girişmek halkı parçalamak için, sağcı solcu diyerek bir birine düşürdüler. O gün sağcıya da solcuya da destek ve silah verenler aynı insanlardı. Ayrıca, soldan ve sağdan, öldürülen doktor ve avukatlar aslında, dış güçlerin ajanları tarafından öldürülüp, kargaşa yaratarak, gençliğin bir birine düşmesini sağladılar. Bunun içinde belki de o gün, siyasetin içinde olanlarında parmağı vardı.
1980’e gelindiğinde ülkede kan gövdeyi götürüyordu. Kardeş kardeşe kurşun sıkar hale gelmişti.işte askerleri göreve davet edenler ile 1980 askeri müdahalesi ve o gün ülkede yaşananlarla yine , tarih yazan bir,Türk ulusu kara sayfalara geçmişti. Çünkü, gençliğin heba edilmesi ile baskının işkencenin kol gezdiği bir ülke yasalar rafa kalkmış, özgürlük, demokrasi denen kavram sadece kağıt üzerinde sembol olarak duruyordu.
DEVAMI YARIN