> Değerli Dostlarım,
>
> Birkaç haftadır geri bildirim mekanizmasının insan beyninde neden geri teptiği konusunda yazıp çiziyoruz. Bu konuda Harvard Business Review’ın Mart-Nisan 2019 sayısındaki makaleden epey faydalandık. Şimdi bu makalenin özetine devam edelim.
>
> Bu makalenin detaylarını 3 Eylül 2019’daki yazımdan itibaren sizinle her hafta paylaştım. Bugüne kadar ne sonuca vardık, kısaca özetleyecek olursak; geri bildirim, geri bildirimi veren kişinin bakış açısından verilen, tamamen subjektif bir olgu. Her bireyin birbirinden farklı ve dolayısıyla eşsiz özellikleri olduğunu düşünürsek, bir kişinin penceresinden verilen geri bildirim subjektifliğinden dolayı işe yaramıyor. Hatta geri tepiyor. Dolayısıyla geri bildirime alternatif ne gibi yöntemler kullanabiliriz? Bunu irdeleyelim.
>
> Bunlardan en önemlisi, karşınızdaki kişinin yaptığı iyi işlerin altını çizmek; yanlışlarına odaklanmak değil. Zira yanlışa odaklanmak beyni daha çok yanlış yapmaya yönlendirirken yapılan iyi ve doğruya odaklanmak beyni daha çok doğru yapmaya yönlendiriyor. Yani beynimiz aslında bu kadar basit bir mekanizmayla işliyor.
>
> Çocuklarınızı düşünün. Veya iş yerindeki ekibinizi. Bu kişiler gün boyunca doğru-yanlış birçok iş yapıyorlar. Bu kişilerin, yaptıklarını daha iyi ve daha mükemmel yapabilmeleri için onlara sunacağımız yardımın yolu, günlük akış içinde iyi bir şey yaptıklarında o an tüm akışı durdurup bu kişinin iyi yaptığı şeyin farkına varmasını sağlayacak bir reaksiyon vermenizden geçiyor. “İşte bu!” gibi bir reaksiyon. Kişi, sizden bu reaksiyonu aldığında, kişinin beyni o anda meşgul olduğu her tür aktiviteyi bir süreliğine donduruyor ve sizin dikkatini çektiğiniz o mükemmel hareketine odaklanıyor. Bu hareketi tekrar tekrar gözden geçiriyor, mükemmeliğe ulaştıran koşulları inceliyor ve bunları özümsüyor. Öyle bir özümsüyor ki bu hareket onun bir parçası oluveriyor ve gelecekte bunu tekrar tekrar tekrarlıyor.
>
> Peki kişinin yanlış hareketlerine odaklanır ve büyüteç altına alırsanız ne olur? Öncelikle, kişi hata yaptıysa ve durum kontrolden çıktıysa siz müdahale edip yangını söndürmek için aksiyon alacaksınız. Aksi takdirde işler sarpa sarar. Ancak unutmayın ki çocuğunuzun veya ekip üyenizin yaptığı yanlışı düzeltmeniz, onlarda herhangi bir öğrenmeye veya iyiye doğru bir evrilmeye sebep olmuyor. Aksine, karşınızdaki kişi öğrenmeye kapanıyor. Dolayısıyla yanlışlara odaklanmak ile öğrenmek arasında tam ters bir ilişki var.
>
> Geri bildirim yerine geçebilecek bir diğer yöntem de şimdi-geçmiş-geleceğe odaklanmak. Diyelim ki bir projeyi bitirdiniz ve ekip üyelerinden biri sizden projedeki performansıyla ilgili geri bildirim istedi. Bu performans ile terfi alıp alamayacağını sordu.  Cevabınıza şimdiki zamanla başlayın. Zira ekip üyeniz size şimdiki zamandaki performansıyla ilgili bir soru soruyor. Proje boyunca bazı konularda zorlanmış olabilir. Buna yorum yapmanız, çalışanınızın bu hissiyatını adreslemeniz önemli. Ancak kişiye yaptığı yanlışları godoslama sıralamak yerine öncelikle kendisine şu soruyu sorun:
>
> “Şu anda en iyi yaptığın 3 şeyi bana söyler misin?”
>
> Bu 3 şey projeyle ilgili olabilir veya kişinin yaşamındaki tamamen farklı bir alandan olabilir. Ancak iyi yaptığı 3 şey olması önemli. Bu soru kişide oksitoksin hormonunun salgılanmasına sebep olacaktır. Bu hormonun diğer adı “sevgi ilacı” veya “yaratıcılık ilacı”. Kişiyi, yaptığı iyi işler hakkında düşündürtmek beyninin kimyasını değiştirecek ve yeni çözümlere ve daha yaratıcı bir düşünüş şekline açılmasını sağlayacaktır.
>
> Sonra geçmişe dönün ve şu soruyu sorun:
>
> “Geçmişte bu projede yaşadığının benzeri sorunlar yaşadığında işin içinden nasıl çıktın? Neyi farklı yaptın?” Yaşamımız genelde tekrarladığımız kalıplarla doludur. Bugün yaptığımız iyi veya yanlış şeyler geçmişteki üslubumuzun bugüne uzantısıdır. Dolayısıyla bugün yaşadığımız sorunlarla büyük ihtimalle geçmişte de karşılaşmışızdır. Kişi bugüne sağ salim ulaştıysa geçmişte mutlaka bir takım çözümler bulmuştur da ulaşmıştır. Kişiyi geçmişte bulduğu bu çözümlere odaklayın ve bunları yeniden hatırlamasını sağlayın. Geçmişte yarattığı çözümler bugünkü sorununa da merhem olacaktır. Bunu görmesini sağlayın.
>
> Ve son olarak geleceğe bakın. Ve kişiye şu soruyu sorun:
>
> “Bu sorununu çözmek için ileriye dönük olarak ne yapman gerektiğini düşünüyorsun?” Perspektif vermek adına kendi deneyimlerinizden birkaçını bu noktada -isterseniz- paylaşabilirsiniz. Kişiye ilham verebilir. Ancak varsayımınız şu olsun: Kişi kendi çözümünü zaten biliyor. Sizin ona bir şey öğretmenize gerek yok. Yani kişinin yetkinliklerine ve kendi çözümünü yaratabileceğine olan inancınız tam olmalı. Siz sadece ona yardım ediyorsunuz, yoldaş oluyorsunuz.
>
> İşte tüm bu yöntemler profesyonel koçluğun temelini oluşturuyor.
>
> Toparlayacak olursak, herhangi bir konuda zorlanan kişiyi iyi performe eder hale getirmek istiyorsak yaptığı yanlışlara değil doğrulara odaklanmalıyız. “Neden olmadı?”, “Neden yapamadın?”, “Neden bunu yapman gerektiğini düşünüyorsun?” gibi kişiyi savunmaya ve kapanmaya itecek sorular sormak yerine “Ne olmasını istiyorsun?”, “Şu anda elindeki opsiyonlar neler?” gibi kişiyi yaratıcı ve elle tutulabilir sonuçlara ulaştıracak çözümler bulmaya item sorular sormamız gerekiyor.
>
> Bugünlük bu kadar.
>
> Bir sonraki yazımda, geri bildirimle ilgili birkaç haftadır devam ettiğimiz düşünce yolculuğunu toparlayıp bitireceğiz. Umarım bu yazı dizisi faydalı olmuştur.
>
> “Zevkle öğrendiğimizi hiçbir zaman unutmayız.”  Alain
>
> Sevgiyle,