Kişi, her ne kadar ben her şeyin en iyisini bilirim dese de…
Ben çok dikkatliyim dese de…
Beşerdir, şaşar!
Şaşkınım…
Şimdi kendi kendime soruyorum: Hani sen çok dikkatliydin, her şeyin en iyisini sen bilirdin?”
Biz buna – boş bulunma, dikkat dağılması diyelim. – kişinin anın da yanlışta yapabileceğini, hata da yapabileceğini gösteriyor.
Malum yaşlı sınıfında olan bizler, 40-45 günden beri dünyayı esir alan baş belası virüs yüzünden…
Canımız- ciğerimiz, torunlarımızın, yiyenlerimizin yakınlarımızın ve de kendimizin bu virüs belasıyla yüz –göz olmamamız, temas halinde olmamamız adına; “evlerimizde gönüllü (!) tutukluluk” yaşıyoruz…
Tabii bu görüşler sadece beni bağlar!
Malum geçtiğimiz Pazar Günü, “Anneler Günüydü”
Ben de tüm annelerin “anneler gününü” kutluyorum…
Cuma günü akşamüzeri kapı çaldı.
“Hayırdı inşallah” diyerek kapıyı açtım. Karşımda 16-17 yaşlarında elinde bir buket çiçek tutan bir delikanlı… “Bu sizin amca, buyuru” dedi.
Tabii virüsle korunma adına çocuğun üzerinde hiçbir şey yok. Yani ne ağzında maske, ne ellerinde eldiven ve de herhangi bir dezenfektan aparat…
Bizim böyle bir beklentimiz olmadığı için, “oğlum herhalde yanlış geldin” dedim. Çocuk buketin üstüne iliştirilmiş karta bakarak, adım söyledi.
Buketi çocuğun elinden aldım ve teşekkür ederek kapıyı kapattım!
Doğrusunu söylemek gerekirse; bizim kuşak insanları günümüz güzelliklerinden olan, anneler-babalar günü ve buna benzer güzellikleri annelerimiz, babalarımız sağ iken yaşamadığımız için buna benze günleri pek hatırlamayız.
Bu şaşkınlıkla, buketin üstündeki yazı okudum, bu arada hanım da yanıma gelerek, “neler oluyor” dercesine bana bakıyor.
Çocuklar, “anneler gününü” kutluyor, sana göndermişler!
Derken dananın kuyruğu koptu.
Telaşla elimdeki çiçek buketini yer koyarak, lavaboya koştum. Hanım arkamdan şaşkın bakakaldı…
Ellerimi yıkadım, yüzümü yıkadım. Çünkü aldığım çiçekler o kadar güzlerdi ki, bir anda doya doya koklamıştım.
Çiçekleri yerden almadan önce elimden geldiğince kolonyalayarak, kendimce dezenfekte ederek aldım.
Hani ben her şeyin en iyisini biliyordum, hani ben çok dikkatliydim?
Neymiş? Hepsi lafta kalan, kendimi aldatmacaymış(!)
Demem o ki…
Kişi ne kadar dikkatli olursa olsun, her ne kadar her şeyi bilirse bilsin…
Bir yerde bütün dikkati…
Bütün bildikleri sıfırlanıyor…
Dikkati dağılıyor, boş bir fıçı halini alıyor!
Unutulmamalı ki, bu ve buna benzer durumlar insanoğlunun zafiyeti ve yaratılış özelliklerindendir!