İki-kardeş Yardımseverlik, Kardeşlik, İyilik…  Bir çiftlikte iki erkek kardeş babalarından kalma çiftlikte birlikte çalışıyorlardı. Kardeşlerden biri evliydi ve beş çocuğu vardı. Diğer kardeş ise bekardı. Her günün sonunda iki erkek kardeş ürünlerini ve kârlarını eşit olarak bölüşürlerdi.

Günün birinde bekar kardeş şöyle düşündü;

– Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de adaletli değil. Ben bekarım ve pek fazla ihtiyacım yok. Kardeşimin geniş bir ailesi var. Onun daha fazla ihtiyacı olur.

O günden sonra bekar olan kardeş her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin evindeki tahıl deposuna götürmeye itti.

Bu arada evli olan kardeş de kendi kendine;

– Ürünümüzü ve kârımızı eşit olarak bölüşmemiz hiç de doğru değil. Ben evliyim, eşim ve çocuklarım var ve yaşlandığım zaman onlar bana bakabilirler. Fakat kardeşim yaşlandığı zaman ona bakacak hiç kimsesi yok. İlerde onun daha fazla ihtiyacı olacak.

Böylece evli olan kardeş de her gece evinden çıkıp, bir çuval tahılı gizlice erkek kardeşinin tahıl deposuna götürmeye başladı. İki kardeş de yıllarca ne olup bittiğini bir türlü anlayamadılar. Çünkü her ikisinin de deposundaki tahılın miktarı değişmiyordu. Sonra, bir gece iki kardeş gizlice birbirlerinin deposuna tahıl taşırken karşılaştılar. O anda olan biteni anladılar. Çuvallarını yere bırakıp birbirlerini kucakladılar. Hayat Akarken, kardeşlik bencilce sadece kendini düşünmek değil başkalarını da düşünmek ve kardeşçe paylaşmaktır.

///

H

Bir güneş gibi doğdun..

Bir güneş gibi doğdun karanlığıma,

Bir bakışla son verdin yalnızlığıma.

Sen en güzel, en mahcup gizemli kadın,

Son bestemi dinlerken, neden ağladın?

 

Aşk pınarı gözlerden içtim kanarak,

Kırk yıllık dost gibi, benim sanarak.

Kimselerde görmedim, başkaydı tadın,

Son bestemi dinlerken, neden ağladın?

 

Fırtınaya tutulmuş bir dal misali,

Gel bu aşka derman ol, perişan hali.

Bilmiyorum sen kimdin, ne idi adın?

Son şarkımı dinlerken neden ağladın? .

 

(şarkı sözü)

Marmaris (2006)

Oktay Tem

///

Gülümse

Hitap    

Fadime kumar oynuyormuş. Temel de arada sırada gidip soruyormuş:

-Nasıl gidiyor kanaryam?

-Kaybediyorum.

Bir müddet sonra yine:

-Nasıl gidiyor güvercinim?

-Kaybediyorum

Bu konuşma bülbülüm, serçem diye devam edince Cemal sormuş,

"Neden karina hep kuş isimleriyle hitap ediyorsun?"

"-Bu kadar kişinin içinde kus beyinli diyemem ya!" diye fısıldamış Temel.

 

///

Kulağına küpe olsun

"Hayattaki asıl önemli şey istediğini almak değildir, aldıktan sonra onu hala istemektir."

 Love Affair