KÖRLÜK

 

Jose Saramago ‘’Körlük’’ adlı muhteşem eserinde bir toplumun aniden bir körlük salgını ile karşı karşıya kaldığını ve görme yetisini kaybeden toplumun adım adım ruhsuzlaştığını değerlerini yitirdiğini en sonunda da hayvanileştiğini –belki de zorunluluktandır- inanılmaz biçimde anlatır. Sadece duyu kaybından ibaret olmayan körlük.

 

Bizler içinde yaşadığımız toplumda ne halde olduğumuzu yada oldurulduğumuzu tanıma-görme yetisine sahip miyiz? Etrafımızda ne olup bittiğini anlayabiliyor, kavrayabiliyor, görüyor muyuz? İnsani ilişkilerimizdeki çıkarcı kepazelikleri, mahvolmuş sosyal hayatımıza bir düzen koymak için var olduğu söylenen mahkemelerimizdeki nizam sağlayıcıların umurunda hiçbir şeyin olmadığı, ama sadece öğlen yediği yemeğin tadının kötü olduğunu dert edinen ruhsuzları görüyor muyuz? Bilmem kaç trilyon defa değiştirilen bilmem ne yasalarının, her yıl,  kimi yerin altında kimi üstünde ekmeğinin derdinde olanlara adeta kendi cenazelerine çağrılan insanlar gibi muamele edip ölüm emri gibi durduğunu görüyor muyuz?

Amacı, geçmişten gelen milli tecrübeleri yeni nesillere aktarmak olan ‘Milli Eğitim’in’ yada sisteminin tıpkı bir köşede duran üzerine basılıp geçilmeyi dört gözle bekleyen bir paçavraya döndüğünü görüyor muyuz? Yaşadığımız coğrafyanın ölümünün, insan haksızlıklarının, yoksulluğun, eğitimsizliğin  daha aklıma gelmeyen insanoğlunun yaşayabileceği tüm krizlerin adeta dünyadaki yaşandığı tek yermiş gibi durduğunu (belki de öyledir) görüyor muyuz?

Sadece kendini görene-görebilene görüyor denir mi? Görmemenin bizi  hissizleştirdiğini, maddileştirdiğini,  önce düğmesine basılan  daha sonra yenisi alındığı için depoya en sonunda da atılması gerektiğinin farkına varılan makineye çevirdiğini görüyor görebiliyor muyuz? Görmüyoruz ki kendi azgınlıklarımızdan başkasını. ‘Saygı’ kelimesinin duyulduğu anda “O’cu”, “Bu’cu” olunur mu sağlıklı bir toplumda! Belki de şuursuzlaşmanın-hayvanileşmenin ilk aşamasıdır körlük. Zaten İngilizcedeki hayvan anlamına gelen ‘animal’ kelimesinin, latincede ‘nefis’ anlamına gelen ‘anima’ kelimesinden geldiğini biliyoruz. Evet nefsanileşmek, körleşmek, hiçbir şeyi görmemek. Asıl düşünülmesi gereken.

 “Biz zaten kördük.” Ümitsizliğine asla düşülmemeli, görebilene ışığın yönünü göstermeliyiz. Gören kör, gördüğü halde görmeyen kör olmamalıyız.