Herkesin kalbinde kimsenin dokunmaması gereken yerler vardır. Kimi için bir kelime, kimi için bir davranış, kimi içinse sadece sessizliktir. Ama bazı insanlar bu hassasiyetleri anlamak yerine küçümsemeyi tercih eder. ‘’Abartıyorsun’’, ‘’Bu kadar alıngan olma’’ derler. Oysa o cümleler, karşınızdaki için sadece bir tepki değil, geçmişin bir yankısıdır.

Bir insanın hassas olduğu konuyu önemsiz görmek, onun duygularını yok saymaktır.
Empati kuramayan kişiler fark etmeden, karşısındakinin kalbinde derin izler bırakır. Çünkü küçümsenen her hassasiyet, birikerek büyür. Görülmemiş, anlaşılmamış, bastırılmış duygular zamanla yara olur; sonra da ‘’neden uzaklaştı’’ diye sorarlar.
Hassasiyet zayıflık değildir. Aksine, derin hissedebilme kapasitesidir. İnsan olmanın en saf halidir. O yüzden sizi anlamayan, hislerinizi küçümseyen, kalbinizin titrediği şeyleri değersizleştiren kişilere alan tanımayın.
Çünkü sevgi, sadece güzel günlerde değil, hassasiyetle yaklaşıldığında da belli olur.
Bir insanın, size nasıl davrandığı, sizin değil onun karakterini anlatır. O yüzden kalbinizi ciddiye almayanlara, artık kalbinizde, evinizde, çevrenizde yer vermeyin.
O yüzden sizi anlamak yerine yargılayanlara değil, sizi hissetmeyi bilenlere yönelin.
Gerçek sevgi, hassasiyetleri korumayı bilir. Ve bazen en büyük iyileşme, kalbinizi ciddiye alan birinin varlığıyla başlar.