Uygar ülkeler gelişmişliğinin hangi boyutundayız?

 

***

 

Dün Türkiye’miz kıyameti yaşadı.

Sanayi sustu, metrolar, tramvaylar çalışmadı. En küçük sanayi kuruluşu (3 M2lik) küçücük bir dükkânda çekiciyle, pensesiyle üç kuruş için alın teri döken usta sustu…

Hastaneler de ameliyatlar yapılamadı. MR’lar çekilemedi.

Modern Türkiye’nin genelinde,  akıl mantık almayan bir olay yaşandı. Ülke karanlığa gömüldü.

 

***

 

Sabahleyin kalktım, günlük işlerimi ifa ettikten sonra bilgisayarın başına oturdum. Açtım. Tabi şimdiki bilgisayarlar gibi hemen açılmadı. Garibim o da benim gibi ihtiyar, biraz bekledikten sonra nazlı nazlı açıldı. Ekrana yazımı yazacak boş bir kâğıt çıkardım.

Elimi yazacağım yazının ilk harfine bastım…

Ekran karardı. Simsiyah.

Bilemezdim o anda tüm ülkenin karanlığa gömüldüğünü.

On dakika, on beş dakika, yirmi beş dakika… Elektriğin geleceği falan yok.

Bir saat, iki saat…

Ev buz damı!

 

***

 

Evden çıktım. Bir dolmuşa binerek epeydir gitmediğim Arasa ya; kemikli bedestenin oralar gideyim dedim.

Malum biz, ahali olarak umumi yerlerde, toplu taşıma araçlarında nasıl konuşulur, nasıl oturulur bunu pek bilmeyiz ya…

Dolmuşta iki arkadaş konuşuyor. Dikkat ediniz iki arkadaş diyorum. Ama dolmuştaki herkes konuşmalarını dinliyor:

“Yorum Türkiye’nin her yerinde elektrik yokmuş. Sadece doğuda bir iki ilde varmış(?)” Öbürü:

“Deme yav. Nen ne olmuş ki?”

“Bilmiym yorum. Hatta PKK’nın işiymiş, deyler!

 

***

 

Haydaaa!

Kafamdan, “yok canım bu kadar da olmaz” diye geçirdim.

Ve aradan 24 saat geçti! Halen olayın nedeni aydınlanmadı.

Neler oldu? Bilen yok!

Her bilinmez de olduğu gibi, yine her kafadan bin ses, bin tahmin…

Ve en ilginci de: Devlete ucuz elektrik sattığı için zarar eden elektrik üreticilerinin, işi bu denmesi!

 

***

Her ne hal ise…

Memleket, dünyada teknolojinin tavan yaptığı bir zamanda karanlığa gömüldü.

 

***

Oysa bu olay yaşanmasaydı. Dünkü yazımda Fevzi Günenç ustanın eski tarihli bir gazetede çıkan “Sizin hiç tintininiz oldu mu?” başlıklı yazısıyla beni nerelere götürdüğünden:

Yaşamımın en güzel günlerini yeniden nasıl yaşattığından bahsedecektim ki;

Kısmet değilmiş, belki bir başka zaman…