Bazen insanın içinde biriken öfke, aslında kızgınlıktan çok kırgınlıktır.

Söyleyemediklerinin, içe attıklarının, anlaşılmadıkça büyüyen sessizliklerinin sonucudur.

Bir yanım bağırma isterken, diğer yanım sadece sarılmanı bekler. Çünkü öfkemin kaynağı senin yokluğundur, ilgisizliğindir, sevgisizliğindir.

Ben bağırırken aslında ‘’anla beni’’ diyorum. Gözlerimle ‘’gitme’’, sessizliğimle ‘’beni duy’’ demeye çalışıyorum. Ama kimse anlamıyor ki öfkemin tek ilacı sevgi. Oysa sen, bir kez bile ‘’gel’’ desen, kollarını açsan, ben bütün fırtınamı bırakıp sığınırım o sıcaklığa.

Çünkü öfkem düşmanım değil, içimdeki sevginin savunması. Kırıldım, incindim ama hala seviyorum. O yüzden diyorum ki; öfkeli tarafımın tek ihtiyacı senin şefkatin. Kocaman bir sarılman. Bütün kırgınlıkları susturacak, içimdeki çocuğu sakinleştirecek bir sarılma…

Bazen çözüm kelimelerde değil, kolların arasında saklıdır. Ve bazı insanlar sadece sevilince sakinleşir.