Mübarek Ramazan ayındayız…
Tutabilenlerin zorlansalar da zevkle yerine getirdikleri oruç ayı.
Varlık içinde yokluğun ne olduğunu; açlığın tokluğun ne olduğunu anladığımız.
Nefsin çeşitli arzu ve isteklerine gem vurduğumuz ay.
Bütün bunlar oruçlunun kendi felsefesi.
***
Tabii hakkını tam verebiliyorsak.
Gösterişten uzak, yalnız Allah’ın rızasını kazanmak için yapabiliyorsak. Ki; günümüzde bütün bunları bire bir uygulayan var ise.
***
On bir ayın Sultanı…
İnsanların kirlerinden, yaptığı yolsuzluklardan, utanacağı şeylerden, fiillerden arınacakları, tövbe edecekleri ruhlarını, maneviyatlarını temizleyerek, huzura eriştirecekleri ay.
***
Oruçluyum diyebilmek…
Ve ömrünün geri kalan bölümünde de aynı ruh haliyle yaşamak. İşte asıl mesele bu.
Bunu başarabiliyorsak “oruçluyum” dememiz anlam kazanır.
Yok, Ramazan bittikten sonra eskiye dönülecekse boş yere şu sıcak günlerde nefsinize eziyet etmeyin.
Çünkü nefsiniz zaten size gerektiği kadar eziyet çektiriyordur, çektirecektir.
***
Oruç…
Eğer inananlar olarak hakkını tam olarak verebilseydik; bu gün ülkemizde yaşadığımız huzursuzlukların, olumsuzlukların hiç birisini yaşamazdık.
Nasıl mı?
Oruçluyum diyebilen ve gerçekten oruçlu olan bir kimse; ister avamdan olsun, ister siyasilerden, ister bürokrat, ister sanayici olsun her ne olursa olsun.
Galiz küfürlerden, çıkar ilişkilerinden, yalandan, dolandan, iftiradan uzak dururdu.
Ve ülkemiz güllük gülistanlık olur bu günleri yaşamazdık.
***
Çıkar çatışmaları biter.
Hiçbir anlamı kalmamış günümüz komşuluk ilişkileri düzene girer. Kimse kimsenin gölgesine kurşun sıkmazdı.
Özellikler partiler arasında ki husumetler olmaz, bir oy uğruna nice gönüller yıkılmaz, rencide edilmezdi.
***
Asırlardır birlikte yaşadığımız Kürt vatandaşlarımızla bu günkü sorunlar yaşanmazdı.
Yeter ki; oruçluyum diyebilenler gerçekten ORUÇLU olabilseydik.
***
Olamadık bundan sonra da olabileceğimizi hiç sanmıyorum.
Çünkü bütün bunlar sadece hayal ettiğimiz asırlar önce yaşanmış gerçekler ki; bu gerçekleri yakalamamız sadece hayal..