Evet.
Dünkü yazımda paranın bir yüzüne bakmış ve görünenleri, daha doğrusu gördüklerimi yazmaya çalışmıştım.
Ve demiştim ki;
Siz bu olayların bu noktaya geleceğini çok iyi biliyordunuz, demiştim.
Ve demiştim ki;
Zaten istediğiniz de buydu değil mi, demiştim.
***
Malum kentin mülki amiri de alınan kararların, olayları bu noktaya geleceğini bilmeliydi.
***
Ve belkide; olaylar bu hale gelmez miydi?
Demek dahi gereksiz. Olaylar bu hale gelmeyecekti.
Çünkü provokatörlerin, seçkin(!) seçilmişlerin olduğu ortamda yapacakları hiçbir eylem olmayacaktı.
***
Özgür ve demokratik bir ülkede, demokratik bir hak olan mitingi hem de seçkin(!) seçilmişlerin talebi olan bir mitingi yasaklayacaksınız?
Emir kulu kolluk kuvvetleriyle milletvekillerini, parti başkanlarını, belediye başkanlarını karşı karşıya getireceksiniz?
***
Bana göre bu iş ta baştan yanlış ve anlamsız değerlendirildi.
Provokasyon olur dendi ki;
Bu imkânsızdı. Çünkü. Provokatörler kendilerini provoke edenlerin yanında neyi provoke edeceklerdi?
***
Seçkin(!) seçilmişlerin yönetiminde adam(!) gibi mitinglerini yapacak; sloganlarını atacak, bildirilerini okuyup dağılacaklardı.
***
Kimse yanlış anlamasın, kırılmasın.
Ben Diyarbakır olaylarında paranın öbür yüzünde bunları gördüm. Gördüklerimi de aktarmaya çalıştım.