Tarih eşyanın zaman' boyutudur. (En, boy,derinlik gibi) o da bir boyut (veya buut) olarak tartışılır, kabul görür.
Tarih, olaylar zincirinin, birbirine geçme halkalarıdır. Tek başına, kronoloji bir tarih' hükmü ifade etmez.
Tarih yazılır mı, yaşanır mı hala tartışılıyor. Yazı icad olmadan evvelki hayat hakkında nasıl bir bilgi sahibi değilsek, gerek tesadüfi, gerekse arkeolojik kazılarla edindiğimiz (veya teori ürettiğimiz) kırık, dökük, ihtimali yorumlarla da hala bir yere varmış değiliz.
Yazı mı esastır? Yazılı (her şey) bir tarih midir? Herkes yazı yazmayı bildiği halde, niçin tarih' yazamaz? Bakkal, kasap defteri gibi defter tutanlar(not, muhtıra, günlük, anı)yazanlar, tarih yazarı mıdırlar?
Ben nerden geldim nereye gidiyorum, ben kimim dediği zaman mı insan tarih yazıyor araştırıyor,neseb, asab araştırması merakı mı tarih yazdırıyor veya o zarureti doğuruyor?
İşinde gücünde halkın veya saray dışı toplulukların(teba ve kölelerin) tarihle işi var mıdır?
Yoksa her ne sebeble olursa olsun, üst başa geçmiş(Royal) kişi ve seçilmiş(hatta elit) kimselerin Tarih' dediğimiz kavram veya fenomenle, yönetsel karizma cihetinden, ayrı bir özel ilgisi mi vardır?
Neden daha çok, tarih' onların ilgi odağı olur?
Kendini eğitsel, yönetsel bir sıfat ve saltanat içinde bulan herkes elbise değiştirir gibi, üniforma değiştirir gibi veya deynek, baston değiştirir gibi ,-o güne kadar uzanmış olan- Tarih' telakkisini neden, ya birden bire (mucizevi) ya da yavaş yavaş, bir takım komisyonlar marifetiyle, değiştirerek, tepe taklak etmek isterler?
Bunun izahı zordur. Değişim hastalarının bu kabil manyaklıklarını da, yine tarih kaydeder ve ibretlerimize sunar.
Hakikatte hiçbir şey olmamıştır. Böyle bir şeyi gerekli ve zaruri kılacak, bir şey de yoktur. Derin tarihten bir serzeniş, itiraz, şikayet de yoktur. Ama değişim modası kreasyonuna, koca bir tarih feda edilmek istenmektedir.
Tarih okumasını bilmeyenler, anıtsal tarihi de okuyamamışlar, bazı ukela ve işgüzar müteahhitlere - kafalarınca- yeni bir tarih ısmarlamışlardır.
Bundan da kendilerine veya müteahhit, restore rejim teorisyenlerine bir haklılık, mucitlik, öğünç ve gofre (kabarık) bir ehram manzarası ve görüntüsü sağlamışlardır.
Bundan ötesi veya berisi neşvü nema bulan, kin, haset, intikam, din iman (ekseni) etrafında yaratılan aşırı parçalanmışlık da çabası olacaktır. Mezhep çekişmeleri, hizip, cemaat buhran ve kaosları da yine tarihteki yerlerini hep almışlardır.
Yeni tarih tarif ve tezgahında son mamul(!) bir tarih yaratılırken sarp dağlar ve kayalar gibi duran, muhkem tarihi de unutmamak lazım geldiğini kavramak lazımdır.
Tarih sıralı fasiküller gibidir. Sıraları şaşırmak, fasikülleri birbirine karıştırmamak -gelişigüzel- eklemek olmaz.
Zamanımıza bağlı koşunuz çok hızlı olabilir. Çok hızlı koşarken geriye bakamazsınız. İkide bir geriyi de ihmal etmemek lazımdır derseniz, geriye çark atıp, bazen durup iyice bakmalısınız. Sadece koşuyu yarışı kazanmak kafi değildir.
Çıktığınız merdiveni tepiklerseniz olmaz.
Tarihle dalga geçilmez.