Buna benzer yazıyı defalarca yazdım, yine yazacağım. İçime sığmıyor. 

İnsanlarımız; esnafımız, meslek sahibi meslek erbaplarımız, teknik elemanlarımız ne ara böyle üçkâğıtçı, vurguncu olduk… 

Herkes bir birinin gözünün içine bakıyor ve gözünün içine baktığı kişinin bir boşluğunu bulunacağı anı yakalamaya çalışıyor. O boşluğu yakaladığı an da, aynen voleyi yapıştıracak! 

Utanma! 

Günümüzde ne yazık ki, anlamsız bir kavram oldu. Yine söylüyorum kafamdaki şeklin dışında kalan dürüst insanları tenzih ederim. 

Dün Sani Konukoğlu hastanesine gittim. Hastanenin ne kapalı, ne de açık otoparkında yer yok.  

Öyle enteresan bir hal aldı ki, bu hastane mevzuumuzda, ancak olur! Hangisine gitsen sanılır ki şehrin yarısı hastanede.  

Herkes hasta! Doktorlar olsun asistanları olsun hastalarla baş edemez bir haldeler. 

Evet, hastane otoparklarında yer bulamayınca arabayı nereye park ederiz diye bakıştırırken, hastanenin karşısındaki ‘Halı Sarayının’ bahçesinin otopark olduğunu gördük. 

Bir hastanın – hastaneye zaten randevusuz giden kalmadı – hastanedeki işi on saat sürmez ya, taş çatlasa bir saat bilemedin iki saat sürer.  

Otoparkçı arabayı park ettiğin an başına dikiliyor.  

Ve borcun BEŞ lira diyor… 

Yahu arkadaş sen ne yapıyorsun? Ben beş-on dakikaya çıkacağım desen, “olmaz arkadaş o zaman çek arabanı” diyecek. 

“Yağma hasanın böreği” diye bir tabir vardır Antep’imizde işte tam o hava. 

Adamın hastası var. Ya da kendi hasta otosunu park edecek yer arayacak ya da biraz uzağa park edecek hali, takati yok… 

Bu durumu Halı Sarayı yönetimi çok iyi biliyor ve böyle bir açmazda kalmış insanların bu açmazından faydalanıyor… 

Neticede yapılan iş bir amme hizmeti de; böyle can acıtan, insanları enayi yerine koyan bir zihniyetin de batsın böyle hizmeti… 

Velhasılıkelam bizim hiçbir manevi değerimiz; utanmamız, sıkılmamız kalmamış… 

Yarınlarımıza çok yazık oluyor!