Bu kentin adı Gaziantep…
Bu ad duyulduğunda durup biraz düşünmek lazım.
Bunu da Gaziantepli olan herkes bilir…
***
Bu kentte özellikle sanat sahibi insanlar ki, bunlar:
Oto tamircileri, oto elektrikçileri, elektrikçiler, eskiden kilimciler vardı kilimciler, marangozlar, mobilyacılar, haratlar ve akla gelebilecek bütün meslek sahipleri, bir hafta boyu eşekler gibi çalışır para kazanır; hafta sonunda da kazancının bir kısmını akşam sazda-barda yer. Pazar günü de geri kalan kazancını çoluk çocuğuyla ya kebabını yapar, fırından çarşı ekmeğini (pide) alır ya lahmacununu fırına verir “aman ha usta acı koltuğa atta biraz gevrek olsun” der. Geçen hafta lahmacun ya da kebap yemişse bu hafta da bir tava yiyelim diyerek evde kendi elleriyle hazırladığı saçma tavasını, Kilis tavasını ya da Antep peyniriyle sebzeli ve şekerli yaptığı peynir böreğini fırına verir aslanlar gibi yer.
Bayat parayla gezmek bir Antepliye yakışır mı?
Bu durum halen mevcudiyetini korumaktadır.
***
Gaziantep bir göç kenti oldu. Yurdun çeşitli bölgelerinden akın akın değişik kültürden insanlar Gaziantep’e aktı.
Ama Gaziantep’in değişmezi olan Pazar günü sahre keyfi kısa zamanda yabancılar tarafından da benimsenir ve onlar da Antepliye ayak uydururlar.
***
Gel gör ki, bütün bunları çok iyi bilen, Pazar günü anası dini ağlayan, müşterilerini, hatta arkadaşlarını küstüren EKMEKÇİLER, semt ekmekçilerini sıraya koyarak Pazar günleri tatil yaptırıyorlar…
Be gözlerini sevdiğim ekmekci arkadaşlar, ben çalışan işçilerin tatillerine karşı değilim. Onlarında hakkı insan gibi yaşamak. Çoluk çocuğuyla tatil yapmak, bir yerlere gitmek.
***
Bir bayan berberleri (kuaför) kadar da mı hesap kitap yapmaktan acizsiniz?
Ne yaptı berber ve kuaför esnafı? Bizimde tatil yapmaya hakkımız var ama; “önce taam sonra kelam” diyerek haftanın ikinci günü tatil yaptılar.
Böyle yapmakla ne kayıp ettiler?
Hiçbir şey!
Pazar günü düğünü derneği olan misafirliğe gidecek olan hanım müşterilerini mağdur etmediler.
***
Peki, pek kıymetli EKMEKCİ ESNAFI siz de böyle bir uygulama yapamaz mısınız? Böyle bir uygulama yaparsanız ne kayıp edersiniz?
Ve bu şekilde çalışarak bu kadar yoğrulmanın bir gün sonra işe dayak yemiş gibi yorgun, bitkin başlamanın bir âlemi var mı?
***
Siz böyle yapsanız da Antepli yine bildiğini okuyacak; kebabını, tavasını evinde yapacak francalayla da ekmek ihtiyacının giderecek.