İnsana özgü bir kavram: Ahlak. Peki, sorgulanması gereken yalnızca ahlak mıdır, yoksa ahlakı kendisine maske yapanlar da mı?
Ahlak ve “siz” sözcüklerini birleştirerek başka bir kelime üzerinden yeni bir tanım mı koyalım ortaya?
AHLAKSIZ!
Toplumda, gerçek değerleriyle tanınan, insan olmanın erdemine sahip iyi insanlar vardır. Önce can, sonra canan demeyen; meseleye yalnızca kendi çıkarından bakmayıp “Ne olursa hepimize olsun” diyebilen insanlardır bunlar.
Ne var ki onların yanında, ahlakı bir maske gibi taşıyan sahte ahlaklılar da az değildir.
Gerçek iyilik, insanın kendisinden başkalarını da düşünmesiyle; ortak bir geleceğe inanması ve bu uğurda sorumluluk üstlenmesiyle anlam kazanır. Ancak bu anlayış, kimi zaman karşılıksız kalır. Çünkü sahte ahlaklılar, gerçek iyiliği kendi çıkar düzenlerine yönelik bir tehdit olarak görebilirler.
Kendi çıkarını korumak insana özgü doğal bir reflekstir. Asıl sorun, kişisel çıkarların “ortak iyilik”, “yüksek değerler” ve “toplumsal sorumluluk” söylemleriyle süslenerek sunulmasıdır. Hele bir de kutsal değerler istismar ediliyorsa… İşte o zaman karşımıza, “Rabbena, hep bana!” anlayışı çıkar.
Toplumda herkesle derin bir bağ kurmak zorunda değiliz. Herkesin acısını aynı ölçüde paylaşamayabiliriz. Ancak gösterilen ilginin her zaman samimiyetten kaynaklanmadığını da bilmeliyiz. Bazen ilginin ardında dostluk değil, hesap; dayanışma değil, çıkar bulunabilir.
Unutmamamız gereken temel gerçek şudur: Bir toplumda yaşıyoruz ve birbirimize karşı sorumluluklarımız var.
Gerçek ahlak, gösterişte değil, insanın iç dünyasında ve davranışlarında kendini gösterir. Söylenenle yapılan, savunulan değerlerle sergilenen tutum birbiriyle örtüşmüyorsa orada sorgulanması gereken ciddi bir çelişki vardır.
Nasıl ki bozulmuş bir yönetim düzenini “çürümüşlük” kavramıyla tanımlıyorsak, ahlakın içini boşaltan, onu kişisel çıkarlara alet eden anlayışı da sorgulamalıyız.
Çünkü ahlak, kötülenmesi gereken bir kavram değil; insanın en değerli sığınaklarından biridir. Kötü olan ahlak değil, ahlakı bir silah gibi kullanarak kendisini ahlaklı göstermeye çalışan anlayıştır.
Peki, bunu ayırt etmek gerçekten zor mu?
Her zaman değil. Bazen sözlerle davranışlar arasındaki çelişki, beyaz pirincin içindeki kara taş kadar belirgindir. Yeter ki bakmayı, sorgulamayı ve gerektiğinde ayıklamayı bilelim.
O hâlde dileğimiz şu olsun:
Ahlakı istismar edenlere karşı sorgulama iradesi, toplumda egemen olsun.
Çünkü…
Çaresiz değilsiniz. ÇARE SİZSİNİZ.
Yük. İnş. Müh. / Hukukçu / Siyaset Bilimi ve U.A İlişk. Uzm.
M. Sait Köse