22 Mayıs 1958 yılında öğretmenlere düşük faiz ile ipoteğe dayalı kredi verme amacıyla Milli Eğitim Bakanlığınca kuruldu. İsmi Töbank yani Türkiye Öğretmenler Bankası anonim şirketi. Yönetim kurulu başkanı aynı bankadan şahsi kredi kullanarak banka hisselerini satın aldı. Banka battı. 1992 yılında Halkbank’a devredildi. Ve bu arkadaş Tansu Çillerin partisinden vekil oldu.

1980 yılların başında İstanbul Bankası ve Hisarbank vardı. İstanbul Bankasının Genel Müdürü Özer Uçuran Çiller kullandırdığı her krediden yüzde 15 komisyon aldığı ispatlanmış bir durumdu. Bu bankalarda iflas etti.

90 yıllara gelindiğinde ise artık çok daha profesyoneller vardı. Egebank, Esbank, Yaşarbank, Yurtbank birer birer Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmeye başlandı.

2000 yılında Eylül ayında ‘Yeğen Demirel’ olayı ile başka bir boyut kazandı bankacılık faaliyetleri! Tam tamına 1.3 Milyar USD’ı kendi hesabına geçirmişti Yahya Murat Demirel.(Süleyman Demirel’in öz yeğeni) Gerçi burada siyasete ara veren ve “tekrar dönüyorum” diyen Demirel’e bir mesaj niteliği taşıyordu aynı zamanda… Gazetelere göre 4 farklı yöntem kullandı Demirel. Konu Egebank’ın hortumlanması. 1.yöntem: Sahte Komisyoncular aracılığı ile firmalara kredi kullandırılıp Yahya Demirel’in hesabına aktarılması. 2.Yöntem: Banka garantisinde yurtdışından kredi kullandırılıp özel hesaplara alınıyordu. 3.Yöntem: Sahte 19 şirket kurulup bunlara kredi kullandırmak suretiyle yine Demirel’in şahsi hesaplarına geçirildi. 4.Yöntem: Murat Demirel’in yurtdışı off-shore banka hesaplarına paralar aktarılıyor oradan Demirel’in özel hesaplarına tekrar alınıyordu. Tüm olanlar mahkeme dosyalarına belgeleriyle arşivlendi.

Türklere özgün banka hortumlanma yöntemi olan Back to back ile bir çok banka bitirilmiştir. İşleyiş çok basitti. Al gülüm ver gülüm. Sen bana talep ettiğimi gönder bende sana göndereyim. Banka sahipleri anlaştıkları diğer bankan kredi kullanıyor ve diğer bankalara kredi kullandırarak işlerini yürütüyorlardı. O dönem yapılan mahkemelerin kararlarına konu olduğuna göre batan ve devam eden tüm bankalarda bu yöntem uygulanmaktadır.

İçi boşaltılan bankalar tarih sahnesinden çekiliyordu. Geriye kalan milyonlarca dolar ve tl zararı ise millet ödüyordu. Bunu ödeyebilmek için yeni vergiler bulunup ve mevcut vergi oranlarını arttırarak milletin sırtına yüklüyorlardı. Peki, banka sahiplerine ne oldu? Hiçbir şey tabi ki! Bir süre gözden ırak kalıp ortalık süt liman olunca dışarı çıktılar. Önceleri Devlet Güvenlik Mahkemelerinde yargılanan bu batık banka sahipleri DGM’ler kapatılınca Ağır Ceza Mahkemelerine transfer olup birkaç duruşma sonunda halktan birileri haline geldiler.

1994-2003 yılları arasında batırılan bankaların maliyeti 91,4 Milyar dolardı.

Kısa yoldan ve yüklü bir miktarda servet edinmenin yolu banka batırmaktı. Mafyaların, Medya Patronlarının ve İş Adamlarının iştahlarına yem oldular.