‘’Ben sana ait hissetmiyorum kendimi.’’
Bu cümle bir ilişkide duyulabilecek en sarsıcı itiraflardan biri olabilir. Çünkü içinde sessizce biten bir şeyin yankısı vardır. Peki, gerçekten soralım: Aidiyet olmadan aşk yürür mü?
Aşk, ilk başta sadece kalbin çarpması gibi gelir. Büyülenme, özlem, yakınlık, dokunma arzusu…
Hepsi yerli yerindedir. Ama zamanla bir başka ihtiyaç baş gösterir: Bir yere, birine ait hissetmek. ‘’Seninleyken tamım’’, ‘’evim sensin’’, ‘’ yanındayken kendimim’’ diyebilmek. Aksi olduğunda, aşk bir rüzgâra benzer; gelir ama tutunamaz.
Aidiyet, sahiplenmek değildir aslında. Sahip olmaktan çok daha derindir. Yanında kendini özgür hissederken aynı zamanda güvende olmaktır. Birinin hayatında bir yerin olmadığı değil, o yerin içini senin varlığının doldurmasıdır. Aidiyet, duygusal bir bağın kök salmasıdır.
Aşka yön veren görünmez iptir.
Aidiyet yoksa ne olur?
Sürekli bir sorgulama başlar.’’ O gerçekten burada mı?’’. ‘’ Bu ilişki bizim için mi, yoksa alışkanlık mı?’’ Zamanla dokunuşlar yavanlaşır, kelimeler yersizleşir, birlikte geçirilen zamanın anlamı silinir. Çünkü insan, ait hissetmediği yerde uzun süre kalamaz. Ve kalıyorsa, o aşk değil, mecburiyettir.
Ama burada bir parantez açmak gerekir.
Aidiyet hissedemeyen birini hemen ‘’sevemiyor’’ diye suçlamamak gerekir. Bazen hissizlik, geçmişin yüklerinden gelir. Travmalar, bağlanma problemleri, kırılmış güvenler… O kişi belki de ilk defa sevilmeyi öğreniyordur. Kimi zaman ise bu his, insanın kendi içindeki boşluktan doğar. Kendine bile ait hissedemeyen biri sana nasıl ait hissetsin?
O yüzden bu soru, bir aşkın ortasında kendine sorulması gereken en önemli sorulardan biridir:
‘’ Ben bu insana sadece aşık mıyım, yoksa kendimi ona ait hissediyor muyum?’’
Çünkü aşk başlatır ama aidiyet yürütür. Aksi halde, birbirine bakan iki yabancıya dönüşür insan. Aynı evde, aynı yatakta ama ayrı dünyalarda yaşar.
Aidiyet olmadan aşk başlar belki…
Ama ne kadar sürer, orası meçhul. Aşk kıvılcımsa, aidiyet o kıvılcımı büyüten rüzgârdır.
Olmazsa, zamanla söner.
Peki, siz ne düşünüyorsunuz?
Sevgi yeterli mi, yoksa bir yere, bir insana ait hissetmeden aşk tamamlanabilir mi?