‘’Allah’ı hissetmek istiyorsanız doğaya, şeytanı görmek istiyorsanız insanlara, melekleri görmek istiyorsanız hayvanlara bakın.’’ Şems Tebrizi.
Allah’ı Doğada Hissetmek
Doğada hırs yoktur. Ağaç, gölgesini kime verdiğini seçmez. Güneş, iyi-kötü ayrımı yapmaz.
Toprak, üzerine basanı da doyurur, söveni de. Doğaya baktığınızda bir düzen görürsünüz. Sessiz bir teslimiyet.
Müdahale etmeyen bir ahenk. İnsan kontrol etmeye çalıştıkça bozar; doğa ise akmaya devam eder. Belki de Allah’ı doğada hissetmemizin sebebi budur: Müdahalesiz bir kudret, gösterişsiz bir ihtişam. Sıktığın şey çürür, bıraktığın şey büyür. Doğa tam olarak bunu öğretir.
Şeytanı da İnsanlarda Görmek
İnsanın içinde hırs var. Kıyas var. Ego var. Güç savaşı var.
Bir ilişkiyi sevgi değil de kontrol üzerinden kurmaya çalıştığında şeytanı görürsün.
Bir sohbeti anlayış yerine üstünlük yarışına çevirdiğinde şeytanı görürsün.
Sessizliği bile manipülasyon aracı yapan insanlarda görürsün.
Şeytan dışarıda bir varlık olmaktan çok, içimizdeki gölgede yaşar. İnsanı tehlikeli yapan aklı değil; vicdanını susturabilme kapasitesidir.
Belki de bu yüzden en büyük savaşımız başkalarıyla değil, kendi içimizledir.
Melekleri Hayvanlarda Görmek
Bir hayvanın gözlerine hiç uzun uzun baktın mı? Orada hesap yoktur. Rol yoktur. Strateji yoktur. Sadece saf bir varoluş vardır.
Köpeğin seni görünce sevinmesi için makamın gerekmez. Kedinin yanına kıvrılması için güçlü görünmen gerekmez. Onlar seni olduğun halinle kabul eder.
Melek dediğimiz şey belki de budur: Saf niyet.
Hayvanların kalbi, insanın henüz kirlenmemiş haline benzer. O yüzden onların yanında huzur vardır; çünkü maskeye ihtiyaç yoktur.
Bu söz aslında insanı aşağılamak için değil, insanı uyarmak için söylenmiş olabilir.
Doğayla bak, Yaradan’ı hatırla. Hayvana bak, safiyeti hatırla. İnsana bak… ve kendini denetle.
Çünkü mesele başkalarında şeytanı görmek değil; kendi içindeki gölgeyi fark edebilmektir.
Belki de en büyük erdem, doğanın huzurunu kalbinde taşımak, hayvanın safiyetini davranışına katmak ve insanın içindeki karanlığa rağmen iyiyi seçebilmektir.
Ve insan, içindeki gölgeyle yüzleştiği gün gerçekten insan olur.