Demokrasi, sadece sandığı kazanınca alkışlanacak bir sistem değildir. Asıl demokrasi, kaybetmeyi de olgunlukla kabul edebilmektir.

Bugün yaşananlara baktığımızda insanın aklına ister istemez bazı sorular geliyor.

Butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu yeniden CHP’nin başına getirildi. Parti kendi içinde ciddi bir tartışma ve bölünme yaşarken, diğer taraftan seçimle kazanılan belediyelere yönelik peş peşe yargı süreçleri işletiliyor. Sandıkta kaybedilen belediyelerin, mahkeme kararlarıyla yeniden şekillendirilmeye çalışıldığı yönündeki tartışmalar kamuoyunda giderek büyüyor.

Peki gerçekten bütün CHP’li belediye başkanları suçlu mu? Hepsi yolsuzluk yaptı da sadece şimdi mi ortaya çıktı? Eğer öyleyse, AK Partili belediyelerde bugüne kadar hiçbir usulsüzlük yaşanmadı mı? Onların tamamı gerçekten sütten çıkmış ak kaşık mı?

Toplumun vicdanını rahatsız eden de tam olarak bu soruların cevapsız kalmasıdır. Hukuk herkese eşit uygulanmadığında adalet duygusu da zedelenir.

Bu süreçte CHP Genel Başkanı Özgür Özel meydanlarda yürüyüşler yaparak topluma umut vermeye, seçmeninin yanında durmaya çalışıyor. Ancak kamuoyunun merak ettiği başka bir soru daha var.

Butlan kararıyla yeniden genel başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu nasıl bir tutum sergileyecek? Hakkında soruşturma yürütülen, görevden alınan ya da baskı altında olduğunu söyleyen belediye başkanlarına sahip çıkacak mı? Yoksa bütün mücadelesi yalnızca yeniden genel başkanlık koltuğuna oturmak için miydi?

Siyasette koltuklar geçicidir. Kalıcı olan ise milletin hafızasıdır. Bugün verilen her karar, söylenen her söz ve sergilenen her tavır, yarının siyasi tarihine not düşecektir.

Demokrasinin gerçek gücü; sandığın iradesine, hukukun tarafsızlığına ve milletin vicdanına duyulan saygıyla ölçülür.