Dolmuş şoförü:

Bunlar ne bekliyor, kâhya?

Şoför efendinin “bunlar” dediği; şık giyimli, bakımlı beş hanım. Sanıyorum her ne kadar göstermeseler de 65 yaş üstüler…

Kâhya:

Belediye otobüsünü bekliyorlarmış! 

Şoför:

Niye ki?

Kâhya:

Bilmem…

Şoför efendi:

Yav, söyle boş yere otobüs beklemesinler. Nasılsa 65yaş üstü kartları var. Basıp basıp geçsinler. İstedikleri yerde inerler. Kendilerine para pul diyen de yok. Eğer gidip gidip gelmek isterlerse kendilerine birer tanede “NOHUT DÜRÜMÜ” yediririm.

Buyurun buradan yakın…

 

BİRAZ GAYRET

Haydi, beyler biraz gayret.

Şimdi el ele vermek, birlik olmak zamanı. Ben bilirim, benim dediğim olacak demenin zamanı değil.

Dökün eteklerinizdeki mücevherleri. Şimdi varınızı yoğunuzu neyiniz varsa ortaya dökmek zamanı. Gizli kapaklı hesap içinde olmak zamanı değil.

Gerekiyorsa kimilerinin beğenmediği, hiçte başarılı olmadı dediği; ancak kendilerine göre en iyiyi yaptıklarından emin olduklarını söyleyen emektar insanların da kapıları çalınsın. Onların fikirlerinden de istifade edilsin.

El öpmekle ağız pis olmaz…

***

TBMM de AKP dışında grubu olan hatta olmayan tüm parti liderleri (bu konuyu daha öncede yazdım. Hatta işe danışmanlar, yardımcılar seviyesinde başlansın; bir müşterekte buluşulsun, daha sonrada parti liderleri karar vermek için bir araya gelsinler.) hiç vakit kayıp etmeden bir aday belirleyin.

Bu belirlenecek aday öyle birisi olmalı ki; AKP düşüncesi dışında herkes tarafından onay görsün, kabul görsün.

Şu ülkeyi;  şu mu olsun, şu mu olsun ikileminden kurtarın.

Bu sizin göreviniz, vicdan borcunuz.

Beyler vebal altındasınız!

***

Bizim yazılarımız, merkezlerinize, liderlerinize ulaşmaz. Ama siz ulaştırmak mecburiyetindesiniz. Vatandaşın dileklerini, gönüllerinden geçenleri merkezinize, liderlerinize ulaştırmak durumundasınız.

Birleşin beyler, el ele verin, sırt sırta verin bakın neler başarılıyor.