Türkiye ekonomisinin geleceğine ilişkin en önemli göstergelerden biri olan Ekonomik Güven Endeksi, Temmuz 2026'da 98,9 puandan 99,8 puana yükseldi. İlk bakışta bu küçük bir artış gibi görünse de aslında ekonomideki beklentilerin yavaş yavaş toparlanmaya başladığını gösteren önemli bir işaret olarak değerlendirilebilir. Ancak endeksin hâlâ 100 puanın altında olması, vatandaşın ve iş dünyasının ekonomiye tam anlamıyla güven duymadığını da ortaya koyuyor.
Ekonomi yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Pazarda alışveriş yapan vatandaşın davranışı, sanayicinin yeni yatırım yapıp yapmaması, esnafın dükkânına müşteri girip girmemesi ve müteahhidin yeni projeye başlayıp başlamaması da ekonominin gerçek fotoğrafını ortaya koyar. İşte ekonomik güven endeksi de bütün bu kesimlerin ortak beklentilerini ölçen önemli göstergelerden biridir.
Temmuz ayında açıklanan verilere baktığımızda tüketicilerin ekonomiye bakışında bir miktar iyileşme yaşandığı görülüyor. Tüketici güven endeksi yüzde 2,2 artarak 89,8 seviyesine yükseldi. Bu artış, vatandaşın geleceğe ilişkin umutlarının tamamen kaybolmadığını gösteriyor. Ancak endeksin hâlâ 100 puanın oldukça altında bulunması, ailelerin harcama konusunda dikkatli davranmaya devam ettiğini ortaya koyuyor.
Bugün birçok vatandaş alışveriş yaparken iki kez düşünüyor. Büyük harcamalar erteleniyor, kredi kullanımı konusunda daha temkinli davranılıyor. İnsanlar önce temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor, ardından kalan bütçeyle diğer ihtiyaçlarını planlıyor. Bu tablo, tüketici güvenindeki artışın olumlu olduğunu ancak henüz güçlü bir iyimserliğe dönüşmediğini gösteriyor.
Sanayi cephesinde ise tablo biraz farklı. Reel kesim güven endeksi 102 seviyesinden 101,2'ye geriledi. Her ne kadar endeks hâlâ 100'ün üzerinde bulunsa da üreticilerin önümüzdeki döneme ilişkin beklentilerinde hafif bir yavaşlama olduğu anlaşılıyor.
Sanayiciler bugün yalnızca üretim maliyetlerini değil, döviz kurlarını, finansmana ulaşımı, enerji giderlerini ve ihracat pazarlarını da yakından takip ediyor. Küresel ekonomide yaşanan belirsizlikler, yüksek finansman maliyetleri ve uluslararası ticaretteki dalgalanmalar yatırım kararlarını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle sanayi sektöründeki küçük gerileme dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Hizmet sektöründe ise olumlu hava devam ediyor. Endeks yüzde 1,4 artarak 112 seviyesine ulaştı. Turizm sezonunun etkisi, restoranlar, oteller, ulaşım firmaları ve birçok hizmet işletmesine canlılık kazandırdı. Yaz aylarında artan iç ve dış turizm hareketliliği hizmet sektörünü desteklemeye devam ediyor.
Özellikle turizm gelirlerinin yükselmesi, yalnızca otelleri değil; taksiciden lokantacıya, hediyelik eşya satıcısından küçük esnafa kadar geniş bir kesimi olumlu etkiliyor. Hizmet sektöründeki bu canlılık ekonomik büyümenin önemli destekçilerinden biri olmayı sürdürüyor.
Perakende ticaret sektöründe ise hafif bir gerileme yaşandı. Endeks yüzde 1,6 düşerek 111 seviyesine indi. Bu durum vatandaşın alışverişte daha seçici davrandığını gösteriyor. Market, giyim ve dayanıklı tüketim ürünlerinde tüketiciler artık fiyat karşılaştırmasını daha fazla yapıyor. Kampanyalar ve indirimler satışları artırsa da genel harcama eğiliminde temkinli bir duruş dikkat çekiyor.
İnşaat sektöründe ise küçük de olsa olumlu bir gelişme yaşandı. Güven endeksi yüzde 0,6 artarak 83,5 seviyesine yükseldi. Ancak bu sektörün hâlâ diğer sektörlere göre daha düşük güven seviyesinde olduğu görülüyor.
İnşaat sektörünün karşı karşıya olduğu en büyük sorunlar arasında yüksek kredi faizleri, artan malzeme maliyetleri ve konut talebindeki yavaşlama bulunuyor. Buna rağmen kentsel dönüşüm projeleri, kamu yatırımları ve bazı bölgesel projeler sektöre sınırlı da olsa hareket kazandırıyor.
Peki vatandaş bu rakamlardan nasıl bir sonuç çıkarmalı?
Öncelikle ekonomik güven endeksinin yükselmesi olumlu bir gelişmedir. Çünkü beklentiler düzelmeden yatırımlar artmaz, yatırımlar artmadan üretim büyümez, üretim büyümeden de istihdam kalıcı şekilde yükselmez.
Ancak unutulmaması gereken önemli bir nokta var. Ekonomik güven endeksinde psikolojik eşik olarak kabul edilen seviye 100 puandır. Endeks 100'ün üzerine çıktığında ekonomiye ilişkin genel iyimserlik güçlenir. 100'ün altında kalması ise temkinli beklentilerin sürdüğünü gösterir.
Temmuz ayında ulaşılan 99,8 seviyesi, ekonominin bu psikolojik sınırın hemen eşiğine geldiğini gösteriyor. Eğer önümüzdeki aylarda enflasyonda düşüş devam eder, finansman koşulları iyileşir, yatırım ortamı güçlenir ve istihdam artışı sürerse ekonomik güven endeksinin yeniden 100 puanın üzerine çıkması mümkün olabilir.
Sonuç olarak Temmuz 2026 verileri, ekonomide ne büyük bir sıçrama ne de ciddi bir bozulma olduğunu gösteriyor. Daha çok dengelenme ve kontrollü toparlanma süreci yaşanıyor. Vatandaş geleceğe biraz daha umutla bakmaya başlıyor, hizmet sektörü canlılığını koruyor, sanayi üretmeye devam ediyor; ancak yatırımcı da tüketici de hâlâ ihtiyatlı davranıyor.
Ekonomide kalıcı güvenin oluşması için fiyat istikrarının güçlenmesi, enflasyonun daha da gerilemesi, üretimin desteklenmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve vatandaşın alım gücünün artırılması büyük önem taşıyor. Güven arttıkça yatırım artacak, yatırım arttıkça üretim büyüyecek, üretim büyüdükçe istihdam ve refah da daha sağlam temeller üzerine oturacaktır.
Kaynak: TÜİK