Düşün

. Mesnevi- CİLT-3 - 2155

“Allah'u ekber” de de o kötü nefsin başını sesini kes…

Kes Kİ can, mahvolmaktan kurtulsun.Ten İsmail’e benzer, can Halil’e, can bu semiz bedeni yaptırdı da tekbir getirdi mi?Ten kesilir, şehvetlerden hırslardan kurtulur, besmeleyle kesilmiş temiz bir kurban haline gelir.Kıyamette olduğu gibi Hak huzurunda saf kurulur, hesaba, Allah ile konuşup görüşmeye girişilir.Allah huzurunda, gözyaşları dökerek ayakta durmak, kıyamet gününde kabirden kalkıp mahşer yerinde dikilmeye benzer.

Hak, “ Sana bunca zamandır mühlet verdim, bana ne getirdin?

Ömrünü neyle bitirdin, verdiğim gıdayı, ihsan ettiğim kuvveti ne uğruna mahvettin,

Gözünün nurunu nerelerde tükettin, beş duygunu nerelerde yıprattın?Gözünü, kulağını, aklını, arşa ait bütün cevherlerini harcadın… ferş âleminden bunlara karşılık ne satın aldın?

Sana kazma ve bel gibi el ve ayak verdim. Onları sana bizzat ben bağışlamıştım, ne yaptın onları?” der.

Hak’tan buna benzer seni dertlere uğratan yüz binlerce haberler gelir.Kıyamdayken kula gelen bu haberlerden kul utanır, iki büklüm olur, rükûa varır.Utanmadan ayakta durmaya kudreti kalmaz, rükûda Allah’ı tespih eder.Allah’tan (cc): “ Başını kaldır, rükûdan kıyama dön sorulara birer birer cevap ver” fermanı gelir.O utanan kul, rükûdan başını kaldırır. Fakat olgun bir iş yapamamış olduğundan bu sefer yüzüstü düşer.

Yine emir gelir: “ Başını kaldır, secdeden kalk da yaptıklarından haber ver!”Tekrar utana utana başını kaldırır ama yine yılan gibi yüzüstü düşüverir! Allah, tekrar: “ Başını kaldır da şöyle. Kıldan kıla yaptıklarını araştırmak istiyorum” der.

Artık ayakta durmaya kuvveti kalmadığından, Allah’ın heybetli hitabı, canına tesir etmiş olduğundan, O ağır yükün altında, yere oturur.

Allah (cc): “ Söyle bana… Sana nimet verdim, nasıl şükrettin? Sermaye verdim, hadi, göster kazandığını!” der.

Kul, sağ yanına dönüp peygamberlere, o ululara selâm verir;

“ Padişahlar, bu kötü kişiye şefaat edin… Ayağım da balçıkta kaldı, kilimim de” der.

Namazda sağ tarafa selâm vermek, kıyamette Allah’ın hesaba çekmesinden korkarak peygamberlerden yardım dilemeye, onlardan şefaat istemeye işarettir

Peygamberler, “ Çareye başvuracak gün geçti. O, orada yapılacak bir şeydi, elde alet oradaydı, orada kaldı! A bahtsız kişi, git oradan, sen vakitsiz öten bir horozsun. Bırak bizi, kanımıza bulaşma!” derler.

Bunun üzerine sol tarafa baş çevirir, hısımından akrabasından yardım ister. Onlar da “ Sus!”

Allah’a kendin cevap ver. Bizi kim oluyoruz ki? Bizden el çek!” derler.

Ne bu yandan bir çare olur, ne o yandan. O biçarenin canı da yüz parça olur!

Herkesten ümidini keser de ellerini açar, duaya başlar:

Yarabbi, herkesten ümidim kesildi. Evvel de sensin, âhir de sen; senden başka önü, sonu olmayan yok, diye niyaza koyulur.

Namazdaki bu hoş işaretleri gör de bunun eninde sonunda böyle olacağını bil!

Mevlana Celaleddin

//

Hisset

YERDELİ

                      -Azra Erhat için-

Sığamadım gözümün yettiğine

Yerdeli gökdeli estim estim

Derelerden anacığım

Derelerden taştım

Dardım gürdüm koyaklarda köpük köpük

Düze geldim anacığım

Sevgini sevgini buldum yundum

 

Cengiz BEKTAŞ

//

Gülümse

Cep telefonu    

 

Temel otobüste cep telefonuyla konuşuyormuş,yolcular uyarmış:

-Otobüste cep telefonuyla konuşmak yasaktır!Temel telefonun öbür ucundaki arkadaşını uyarır:

-Ula Cemal,otobüsün içinde konuşmam yasakmış,sen konuş ben tinleyeyum!

//

Kulağına küpe olsun

Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır.

Andre Gide