Düşün

Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenara oturduğu otlardan birinin dalında , küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi.

Adam , bunun bir kelebek kozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez diye düşündü; ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi.

Dakikalar dakikaları kovaladı , saatler geçmeye başladı , ama henüz kelebeğin küçük bedeni o delikten çıkmadı. Sanki , kelebeğin dışarı çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş olabileceğini düşündü.

Sanki kelebek elinden gelen her şeyi yapmış da , artık yapabileceği bir şey kalmamış gibi geldi ona. Bu yüzden , kelebeğe yardımcı olmaya karar verdi: cebindeki küçük çakıyı çıkarıp kozadaki deliği bir cerrah titizliğiyle büyütmeye başladı.

Böylece , bir-iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük , kanatları buruş buruştu. Adam kelebeği izlemeye devam etti; çünkü kanatlarının her an açılıp genişleyeceğini ve narin bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu.

Ama bunlardan hiçbiri olmadı. Kelebek , hayatinin geri kalanını , kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de , asla uçamadı.

Adamın bütün iyi niyetine ve yardımseverliğine rağmen anlayamadığı şey , kozanın kısıtlayıcılığının ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten dışarı çıkmak için gereken çabanın , Allah’ın kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın kısıtlayıcılığından kurtulduğu anda onun uçmasını sağlamak için seçtiği bir yol olduğuydu.

Bu gerçeği öğrendiğinde , hayat boyu unutamayacağı bir şey de öğrenmişti: Bazen , hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey , çabalardır. Eğer Allah , hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi , o zaman , bir anlamda sakat kalırdık . Olabileceğimiz kadar güçlenemezdik o zaman . Ve asla uçamazdık..

**

Hisset

ÇEKMECE 

Büyüklerle ben yapamıyorum 

çocuklar da almıyor beni oyunlarına 

devlet dairesinde  

yangından kurtarılmayacak 

sıkışmış bir çekmece gibiyim 

açılamıyorum sana 

Kardeşiyle sokaklarda hep  

bir örnek giydirilen sen  

nasıl sevmezsin eşitliği 

yürürken düşen çoraplarını 

aynı hizaya getirmek için 

annen değil miydi önünde diz çöken 

Öpüşme sahnesinin tam ortasında  

içeri girdiğin yazlık sinemanın  

yer göstericisiyim 

yürüyorsun fenerimin ışığında 

yer:Kız Kulesi 

ve sonu ayrılıkla bitecek 

hüzünlü bir aşk filmini oynuyor 

beyaz duvarında 

Bir kez olsun çıkmazken ağzından 

seni sevdiğimi  

her gün söylememi yadırgama 

bil ki bu şehirde 

iskelenin verilmesini 

beklemeden atlarım vapurlara 

Son karesi gibi Red Kit'in 

batan güneşe doğru 

sürerken atımı 

gitme kal demeni bekliyorum 

ama yalnızca 

rüzgar çekiştiriyor atkımı 

  

           Sunay AKIN 

**

Gülümse 

Şükürler Olsun 

Yaşlı kadın oldukça dini bütün bir insanmış..Her sabah kapısının önüne çıkar ve bağıra bağıra dua edermiş:

-"Tanrım bize verdiklerin için sana şükürler olsun"

Ve ardından her seferinde de yan komsusunun sesi duyulurmuş:

-"Tanrı yok kadııın Tanrı yok!!!"

Yaşlı teyze ne kadar sinirlense de yine her sabah dua edermiş,öteki komsu da inadından her seferinde ona öyle bağırırmış.. Neyse.. bir akşam,komşusu yaşlı teyzeye bir oyun etmeye kalkmış..Markete gidip bir sürü meyve sebze ekmek vs. alıp torbalara doldurmuş,yaşlı teyzenin kapısının önüne bırakmış..Ertesi sabah teyze kapıyı açıp da yiyecekleri görünce çok şaşırmış ve sevinçle bağırmış:

-"Sana şükürler olsun Tanrım,bu gönderdiğin yiyecekler için sana şükürler olsun!!!"

Ve ağacın arkasından onu seyreden komşusu seslenmiş:

-"Tanrı yok kadıııııın Tanrı yok!!! O yiyecekleri ben aldııııııım!"

Yaşlı teyze hiç istifini bozmamış:

-"Yüce Tanrım sana ne kadar şükretsem azdır!!Hem bu yiyecekleri göndermişsin hem de parasını şeytana ödetmişsin!!!"

**

Kulağına Küpe olsun

''Vicdan en rahat yastıktır" diyor bir söz. Varsa...

Özdemir Asaf

**