BANA sık sık sorulur oldu.

Antep’te 40 – 50 senede ne değişti?

Özellikler bu ve buna benzer soruları soranlar; akli selim sahibi genç insanlar.

Dünü merak ediyor olmalılar.

***

Keşke bu tür sorular: “40 – 50 senede, Antep’te ne değişmedi? Ya da maddi ve manevi değerlerinizden kalan neler?” dense.

Çünkü belki de değişmeyenleri daha kolay sayabiliriz.

***

Örf, adet ve ananelerimiz,

Kültürel ahlakımız,

Dini inançlarımız,

Ticari ahlakımız,

Belki de Antep sevgimiz, bile…

***

Üç beş başlık altında toplamaya çalıştığım değişmişleri zaman zaman görebildiğim kadarıyla açmaya çalışacağım.

***

Son zamanlarda yaşadığım bir “ticari ahlaksızlıktan” bahsedeceğim.

Bu, el kadar bir soytarının küçücük aklıyla insanları “enayi” yerine koyması.

***

Oturduğum muhitte bir birine yakın iki ekmekçi var.

***

Geçenlerde İstanbul’a gidecek bir arkadaşımın – dar vakitte - isteği üzerine acele olarak “peynir böreği” yaptırmam gerekiyordu. Bize yakın ekmekçiye gittim. Daha vakit tam öğle kalabalığı değil ama o sıralar.

“Usta bir yolcum var, şu böreği bir araya sıkıştırsan…”

“Olmaz kardeşim, bir buçuk saatten evvel olmaz…”

Mahallede yeniyim ya belki de ondan.

***

Biraz ilerdeki diğer ekmekçiye gittim.

Ellerinde bayağı çokça bir lahmacun işi var. Bir şey diyemedim. Durdum. O sırada tapçı “buyur amca bir şey mi vardı?” diye sordu.

“Vallahi acele olarak şu böreklerin konması gerekiyor da; eliniz kalabalık. Bunun da yola çıkacak bir arkadaşıma yetişmesi gerekte, ne yapacağımı düşünüyordum.”

“Olur mu amca mademki yolcu işiymiş ver hemen yapalım.” Elini yıkadı. Benim börekleri yaptı ve bizim işimizi görmüş oldu.

***

Bu yakınlığı benim diğer ekmekçiye göre biraz uzak olmasına rağmen ekmek almak için oraya gider oldum.

Sevmiştim.

***

10 – 15 gün kadar önceydi aynı ekmekçiden üç tane kübpan ekmek aldım. 200 kuruş verdim. Ekmeğin tanesi 40 kuruş olduğuna göre üç ekmek kaç para yapar; 120 kuruş. 200 kuruş verdiğime göre para üstü ne olmalı 80 kuruş…

***

Önce şunu açıklamak isterim. Ben öyle üç kuruşun beş kuruşun peşinde koşacak bir adam değilim. Eğer öyle olsaydım, beklide Antep’in en zengin insanlarından birisiydim.

Olamadım.

Kallede ki çocuk elime 75 kuruş verdi. Yüzüne baktım. “Amca bozuk yoktur. (Bir ekmekçini o saatte bozuk yoktur deme lüksü olamaz)”

“O zaman bozuk yoktur kusura bakma, amca desene” diyerek çekip gittim.” Ha bu arada tam ben giderken “aha varmış” diye elime beş kuruş tutuşturdu.

***

Dün aynı olayı bire bir yeniden yaşadım.

Bu ticari ahlakın iflası değil mi?

***

Babam rahmetlik; “gittiğin hamamdan memnun değilsen, bir daha o hamamda çimmezsin” derdi.

Yani alış veriş yaptığın bir dükkân seni “enayi” yerine koyuyorsa; o dükkândan alış verişi kesmek lazım.

Da; ayda sayanda icap ettiği için bir ekmek alıyorum.

Bir ekmek için nereye gitmeliyim.

***

40 – 50 sene evvel ekmek kesinlikle tartılmadan satılmazdı. Tartıda eksik geldiğinde ekmekçi diğer bir ekmeğin ucundan bölere tartıyı tamamlardı.

Bu gün hangi ekmekçi yapıyor bunu? Bir kilo ekmek istiyorsun da, sana sayısı belli ekmeği tartmadan veriyor. Eğer o ekmeği tartacak olsa, kiloyu tamamlamak için üstüne bir ekmek belki daha fazlasını koyması gerekir.

İşte size kalan beş kuruşluk ticari ahlak…