Sahiplenmek aynı zamanda benimsemektir.

Ailemizden başlayarak muhatap olduğumuz ya da olmadığımız insanları, hayvanları

Yaşadığımız çevreyi,

Toprağı, suyu, güneşi, havayı,

Kurdu-kuşu,

Memleketi…

.

.

Sahiplenmek ya da canlı cansız bir şeyi benimsemek, onu korumak ve kollamak anlamına da gelmektedir. Bu koruma ve kollama yaradılış özelliğinin bozulmamasınadır. Yani yaratılanın yaratılışa uygun yaşamasınadır.

.

.

Güneşin ısısını ve ışığını dünyaya yansıtırken insanlık tarafından herhangi bir hasarın oluşmasına neden olmamak…

Toprağın, suyun, havanın, canlıyı doğurduğunu, doyurduğunu, temizlediğini ve yaşattığını unutmamak…

İnsanın dışındaki öteki canlılarında yaşam hakkı olduğunu bilmek…

Yaratılmışın tümünün bir bütün olduğunu ve bütünün tek parçası bozulduğunda işleyişin bozulacağını bilmek…

Sahiplenmenin, mal-mülk anlamında olmadığının, tamamen manevi olduğunun bilincinde olmak…

Bunu yaparken kişisel beklentilerinden uzak olmak (ruhsal arınma)…

.

.

Çok değil bir yıl öncesine dönün, sonra birkaç aylık zamana, çevrenizin belirgin şekilde değiştiğini göreceksiniz.  Gözleriniz geçen yılın aynı zamanında bıraktığınız yeşilleri, ağaçları arayacak. Ama kurumuş ya da kesilmiş ağaçları, ağaçların yerine konmuş betonları göreceksiniz. Geriye dönüşün çok zor olduğunu fark edeceksiniz.

 

Neden geç kalındı, zamanında neden görmezden geldim hayıflanmalarınıza bile engel bir durumla karşılaşacaksınız. İki aylığına gittiğiniz köyünüzden sonra, kentte nefesiniz tıkanacak, çabuk hastalanacaksınız. Aslında köyünüzde bıraktığınız gibi değildir. O da zamanın doğan- denge bozulma çarkına çoktan girmiştir. Ama kente göre bozulmayı daha geriden takip etmektedir. İnsanlık bu geri takip süresinde kendisini bozulmaya alıştıracak mı yoksa “benim toprağıma, suyuma neler oluyor? Kâinatın sahibi miyim, emanetçisi miyim?” sorularını kendine soracak?

.

.

Sahiplenmek insanlığın yaşam kalitesini yükseltmektir.

.

Kâinat yaratılmış ve yaratılan her şey insanoğlunun emrine teslim edilmiştir. Teslim edilirken, ondan nasıl faydalanacağına karışılmamıştır. Ama kötüye kullanıldığında, uzun vadede cezası verilmiştir. Hem de neyi kötüye ve çıkarına kullanmış ise insan, onun tarafından cezalandırılmıştır, cezalandıracaktır!