Benim de bir telefon mucidim vardı. İlk gençlik yılları arkadaşım Fikri Öztan. Fikrinin derdi gelişmiş bir telefon modeli bulmak filan değildi. Onun tek derdi sevgilisinin sesini duyabilmekti.

Fikri, alt katta oturan ev sahiplerinin çıtı pıtı kızı Oya’ya aşıktı. Oya da onu seviyordu. İki genç bir araya gelip konuşamıyordu. Buna çözüm arayan arkadayım içi boş iki kibrit kutusun ipek bir telle birbirine bağladı. İki sevgili artık birbirleriyle konuşabiliyorlardı.

Bugün hayatta olan ve İstanbul Küçükçekmece’de yaşayan bu güzel çifte selam olsun!

***

Telefonun mucidi Graham Bell’dir. Bell’n çok sevdiği küçük sevgilisine Allessandra Lolita Oswaldo olan adının baş harfleriyle seslenirdi. Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti.

Bell, telefonu açar açmaz “sevgilisine seslendiği o küçük isimi söylüyordu: Alo… Allessandra Lolita Oswaldo, telefondan başka birşey düşünmeyen sevgilisinin bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden bıkınca onu terk etti.

Bell ise sevgilisinin bir gün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı.

Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı. Graham Bell’i artık başka kişiler de arıyordu. Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu “Alo” diyerek açıyor ve artık herkes “Alo” diyordu.

10 Mart 1876′da Bell patent almış, Bell Telephone Şirketini açmıştı.Telefon bulunduğunda zamanın Amerikan Başkanı "Çok güzel bir buluş ama ne işe yarayacak, demişti. Bundan on yıl sonra kullanıcı sayısı Amerika’da 150 bin idi.

Ingiltere’de bu sayı 26 bine ulaştı ve Almanya’da ise telefonlar artik 22 bin kişiyi birbirine bağlıyordu.

İlk telefonlar manyetoluydu. Telefondan arandığınızı size duyuracak sesin çıkması için karı taraf kendi telefonundaki bir kolu çevirirdi.

Sonraları bunun güçlüğünü numaraları çevirme yöntemiyle azaltıldı. Sıfırdan başa kadar geçen zaman kaybını önlemek için ise basma tuşlu telefon icat edildi.

Telefon, ülkemizde kullanılmaya 1908’de, meşrutiyetin ilanından sonra ve ilk otomatik telefon sistemi de 1926 yılında Ankara’da faaliyete geçmişti.

***

Gaziantep’e ilk telefon geldiğinde bunlardan birinin abonesi de bizdik. Babamın Suburcu Caddesindeki kitapçı dükkânında canım sıkıldıkça tuşları çeviren, tanıdık tanımadık birileriyle konuşan bir çocuktum.

 Bu konuşmalarda, “Bağışlayın, yanlış numara çevirmişim” sözüme karşı “Nalet sa da çevirdeen yanışa da” diye beni azarlayan amcalar bile keyfimi bozamazdı.

Çocukça şakalarımla bıktırıp usandırdığım telefon numarası ise Suburcu’daki Develi Kebapçıya aitti. Develi Kebapçı bizim dükkânın karşısındaydı.

Onlarla konuşurken görüntülü telefon hazzını tadardım. Kebapçıda telefonu genellikle Mustafa usta açardı. “Alo alo alo…”larına cevap vermeyişim onu çıldırtırdı.

Develilerin en zekisi 10 yaşlarındaki arkadaşım çırak Arif Develiydi. Zili çalıp karşının tepkisini beklerken o bana doğru bakar, “seni seni…” dercesine işaret parmağını sallardı.

1957 seçimleri sonrasında çıkan olaylarla ilgili olarak CHP yöneticileri göz atına alınmaya başlamıştı. Babam da Akyol Bucak Başkanıydı. Sıranın kendisine de geleceğini sezdi. Bizimle helalaşıp ortadan yok oldu.

Babamın sağlık haberini alabilmek için o gece sabaha kadar telefon başında nöbet tutmuştum.

***

İlk telefonlarla uzak kentlere ulaşmak sorundu. Sık sık araya başka illerin santralı girer, bu da bizim santralcıyı çıldırtırdı.

“Alo Adana, aradan çık!” diye defalarca bağırması da işe yaramazdı.

İnsanoğlu buluşlara doymuyor. Her icadı daha da mükemmelleştirmek için durmadan çabalıyor. İşte bu çabaların sonunda cep telefonu da bulundu.

İlk cep telefonunu 1973′te Martin Cooper çalıştığı Motorola firmasında geliştirmiştir. Modeli Motorola Dyna-Tac’dir.

***

Benim de ilk cep telefonum da Motorolaydı. Metro ile akşam eve dönerken ilk kez zili çalındığında kulaklarıma “Yaşa Fenerbahçe” melodileri olmuştu. Ne çok mutlu olmuştum.

***

Ürettiği kablosuz cep telefonuyla ilk görüşmeyi 3 Nisan 1973 tarihinde yaparak tarihe geçen Cooper’ın ilk Motorola cep telefonu 850 gram ağırlığında 25 cm yüksekliğinde 8 cm derinliğinde ve 4 cm genişliğindeydi,

Bugün, cep telefonunu elinden düşürmeyenlere bakıyorum da, acaba bu meret icat edilmeseydi, ne halt ederdi telefonkolik insanlar” demekten kendimi alamıyorum.

***

Cooper ismindeki mucidin hayali ise kulağın arkasına sığabilecek kadar bir cep telefonu üretmek. Sesli emirle ya da kullanıcının düşüncesiyle arama yapacak bir telefon… Arama geldiğinde zil çalmak yerine, kullanıcısının kulağını gıdıklayan bir telefon...

Olur mu olur. Neden olmasın? Neler olmadı ki bugüne kadar?