Ankara’nın askeri diplomasi trafiği hızlandı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun ABD, Suudi Arabistan, Katar, Umman ve Pakistanlı mevkidaşlarıyla gerçekleştirdiği görüşmeler, İsrail’in Suriye’de Türkiye sınırına yakın bir askeri noktaya düzenlediği saldırının ardından bölgesel güvenlik gündeminin ne kadar hassas hale geldiğini gösteriyor.

Türkiye-İsrail ilişkilerinde tansiyonun yükseldiği bir dönemde Ankara’dan dikkat çekici bir diplomasi hamlesi geldi. İsrail’in Suriye’nin kuzeyindeki Ebu Zuhur askeri hava üssüne yönelik saldırısının ardından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu’nun farklı ülkelerin genelkurmay başkanlarıyla peş peşe telefon görüşmeleri gerçekleştirmesi, Ankara’nın gelişmeleri yalnızca Türkiye-İsrail ilişkileri açısından değil, daha geniş bir bölgesel güvenlik çerçevesinde değerlendirdiğini ortaya koydu.

Bayraktaroğlu, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine, Suudi Arabistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyadh Bin Hamed Al-Ruwaili, Katar Genelkurmay Başkanı Korgeneral Jassim Bin Mohammed Al-Mannai ve Umman Genelkurmay Başkanı Koramiral Abdullah Bin Hamis Bin Abdullah Al-Reisi ile görüşmeler yaptı. Görüşmelerde resmi açıklamalara göre ikili ilişkiler ve bölgesel konular ele alındı.

Bu görüşmelerin zamanlaması ise son derece önemli.

İSRAİL’İN SURİYE SALDIRISI GERİLİMİ ARTIRDI

İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Hava Üssü'ne düzenlediği saldırı, Türkiye açısından özellikle coğrafi konumu nedeniyle dikkat çekti. Söz konusu bölgenin Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafede olması, saldırının Ankara tarafından yakından takip edilmesine neden oldu.

Türkiye, saldırı öncesinde veya sırasında bölgede Türk askeri heyetinin bulunduğu yönündeki iddiaları reddetti. Milli Savunma Bakanlığı da Ebu Zuhur Üssü’nde saldırı sırasında herhangi bir Türk heyetinin bulunmadığını açıkladı.
Ancak mesele yalnızca saldırının gerçekleştiği noktayla sınırlı değil.

Suriye’deki gelişmeler, Türkiye’nin güvenlik politikaları açısından doğrudan önem taşıyor. İsrail’in Suriye topraklarındaki askeri faaliyetlerinin artması, bölgede yeni bir güvenlik denklemine yol açabilecek gelişmeler arasında değerlendiriliyor.

ANKARA'NIN MESAJI: KRİZİ BÖLGESEL ÇERÇEVEDE YÖNETMEK

Bayraktaroğlu’nun aynı dönemde farklı ülkelerin askeri yetkilileriyle görüşmesi, Ankara’nın öncelikle iletişim kanallarını açık tutmak istediğini gösteriyor.

Özellikle ABD ile yapılan görüşme dikkat çekici. Türkiye NATO üyesi, ABD ise ittifakın en önemli askeri güçlerinden biri. Dolayısıyla Washington ile askeri iletişim kanalının açık tutulması, Suriye ve İsrail kaynaklı gelişmelerin yanlış anlaşılma veya kontrol dışı tırmanma riskinin azaltılması bakımından önem taşıyor.

Suudi Arabistan, Katar ve Umman temasları da başka bir boyuta işaret ediyor. Bu ülkeler Ortadoğu’daki diplomatik ve güvenlik dengelerinde önemli aktörler. Dolayısıyla Ankara’nın yalnızca Batılı müttefiklerle değil, Körfez ülkeleriyle de temas kurması, bölgesel bir koordinasyon arayışının parçası olarak okunabilir.

Bayraktaroğlu’nun Pakistanlı mevkidaşı Mareşal Syed Asim Munir ile gerçekleştirdiği görüşmede de ikili ilişkiler ve bölgesel konular ele alındı.

TÜRKİYE İÇİN EN ÖNEMLİ KONU: SURİYE’DEKİ DENGENİN BOZULMAMASI

Türkiye açısından Suriye yalnızca komşu bir ülke değildir. Suriye’de yaşanan her askeri hareketlilik, Türkiye’nin sınır güvenliği, terörle mücadele, göç ve bölgesel istikrar politikalarını doğrudan etkileyebilir.

Bu nedenle İsrail'in Suriye'deki operasyonlarının artması Ankara açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişmedir.
Türkiye’nin temel beklentilerinden biri, Suriye’nin yeni bir bölgesel çatışma alanına dönüşmemesidir.

Çünkü Suriye’de yeni bir çatışma dalgası;

• Türkiye sınırındaki güvenlik risklerini artırabilir,
• Yeni göç hareketlerini tetikleyebilir,
• Terör örgütlerinin hareket alanını genişletebilir,
• Bölgedeki ekonomik ve ticari faaliyetleri olumsuz etkileyebilir,
• Türkiye-İsrail ilişkilerindeki gerilimi daha da yükseltebilir.

Bu nedenle Ankara'nın askeri diplomasi kanallarını kullanması, kriz yönetiminin önemli bir unsuru haline geliyor.

İSRAİL-TÜRKİYE GERİLİMİNDE YENİ BİR DÖNEM Mİ?

Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler zaten uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya.

Gazze savaşı, İsrail’in bölgesel operasyonları ve Suriye’deki gelişmeler iki ülke arasındaki siyasi güveni daha da zayıflatmış durumda.

Son saldırının ardından İsrail tarafından gelen açıklamalar da tansiyonu yükseltti. Türkiye ise daha temkinli bir dil kullanarak gelişmeleri yakından izliyor. Almanya merkezli DW'nin değerlendirmesine göre Ankara, son gelişmeler karşısında Tel Aviv'e kıyasla daha temkinli bir tutum sergiliyor.

Burada önemli olan nokta şu:

Türkiye'nin askeri temaslarda bulunması, doğrudan bir çatışma hazırlığı anlamına gelmiyor.

Tam tersine, askeri iletişim kanallarının açık tutulması, kriz dönemlerinde yanlış hesaplama riskini azaltmanın en önemli yollarından biridir.

DIPLOMASİ SADECE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞIYLA YÜRÜTÜLMÜYOR

Ortadoğu'daki güvenlik ortamının giderek karmaşıklaşması, askeri diplomasinin önemini de artırıyor.

Nitekim Bayraktaroğlu'nun son dönemde NATO'nun üst düzey askeri yetkilileriyle de temaslarda bulunması, Türkiye'nin güvenlik diplomasisini çok kanallı şekilde yürüttüğünü gösteriyor. 20 Ağustos'ta NATO üyesi ülkelerin genelkurmay başkanlarının katıldığı video konferansta bölgesel savunma ve güvenlik konuları görüşüldü.

Bu tabloya bakıldığında Ankara'nın mesajı oldukça açık:

Türkiye bölgedeki gelişmeleri yakından izliyor, müttefikleriyle ve bölge ülkeleriyle iletişimi sürdürüyor ve güvenlik risklerinin kontrolden çıkmasını istemiyor.

KRİZİN EKONOMİK BOYUTU DA VAR

Türkiye-İsrail gerilimi yalnızca askeri ve diplomatik açıdan değerlendirilmemeli.

Ortadoğu'da yaşanabilecek yeni bir çatışma dalgası petrol fiyatlarından taşımacılığa, turizmden dış ticarete kadar çok sayıda ekonomik alanı etkileyebilir.

Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke olduğu için bölgesel çatışmaların petrol ve doğal gaz fiyatlarını yükseltmesi, enerji maliyetleri üzerinden ekonomiye yeni bir yük getirebilir.

Ayrıca bölgedeki ulaşım ve ticaret yollarının güvenliği de Türkiye açısından önemlidir.

Dolayısıyla Ankara'nın temel hedeflerinden biri yalnızca sınır güvenliğini korumak değil, aynı zamanda bölgesel istikrarın daha fazla bozulmasını önlemektir.

TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ EN ZOR SINAV

Türkiye'nin önündeki en büyük sınav, güvenlik çıkarlarını korurken bölgesel çatışmanın içine çekilmemektir.
Bir tarafta İsrail'in Suriye'deki askeri faaliyetleri, diğer tarafta ABD'nin bölgedeki politikaları, Körfez ülkelerinin güvenlik kaygıları ve Suriye'nin geleceğine ilişkin belirsizlikler bulunuyor.

Bu ortamda Ankara'nın hem askeri caydırıcılığını koruması hem de diplomatik kanalları açık tutması gerekiyor.
Bayraktaroğlu'nun peş peşe yaptığı görüşmeler de bu açıdan önem taşıyor.

Türkiye'nin verdiği mesaj, özetle şu şekilde okunabilir:

Bölgedeki gelişmeler Türkiye'nin güvenliğini doğrudan ilgilendiriyor; Ankara gelişmeleri yalnızca izlemekle kalmıyor, müttefikleri ve bölge ülkeleriyle koordinasyon içinde hareket ediyor.

SONUÇ: SICAK GELİŞMELERE KARŞI SOĞUKKANLI DIPLOMASİ

Ortadoğu'da tansiyonun yükseldiği dönemlerde en tehlikeli durum, tarafların birbirlerinin niyetlerini yanlış anlamasıdır. Bu nedenle Genelkurmay başkanları arasındaki doğrudan iletişim büyük önem taşıyor.

Bayraktaroğlu'nun ABD'den Körfez ülkelerine, Pakistan'dan NATO kanallarına uzanan temasları, Türkiye'nin bölgesel güvenlik diplomasisini geniş bir zeminde yürüttüğünü gösteriyor.

Şimdi kritik soru, bu görüşmelerin sahadaki gerilimin azaltılmasına ne ölçüde katkı sağlayacağıdır.

Türkiye açısından öncelik açık: Suriye'nin yeni bir savaş alanına dönüşmesini engellemek, sınır güvenliğini korumak, İsrail'le yaşanan gerilimin doğrudan çatışmaya dönüşmesini önlemek ve bölgedeki müttefikleriyle iletişimi güçlendirmek.

Ortadoğu'da silahların konuştuğu bir dönemde, diplomasi kanallarının açık kalması her zamankinden daha önemli.
Çünkü bugün bölgede atılacak yanlış bir adım, yalnızca iki ülke arasındaki krizi değil, çok daha geniş bir coğrafyanın güvenlik ve ekonomik dengelerini değiştirebilir.

Kaynak:Euronews