Avrupa Birliği’nin ev mutfaklarının “sıvı altını” olarak bilinen zeytinyağı fiyatlarında son dönemde beklenmedik bir düşüş yaşanıyor. Özellikle 2025 yılında AB genelinde fiyatlarda sert gerileme hem üreticileri hem piyasayı şaşkınlığa uğratmış durumda. İspanya’da tüketici fiyatları yüzde 38,9 oranında gerilerken, Yunanistan ve Portekiz gibi büyük üreticilerde de çift haneli düşüşler görüldü. Bu eğilim, tarım sektörünü alarma geçirirken, uzmanlar fiyatın neden çöktüğünü kapsamlı biçimde tartışıyor.
Hasat İyileşti, Arz Arttı
2022–2024 arasındaki birkaç sezon boyunca şiddetli kuraklık ve ekstrem hava koşulları zeytin ürününü ciddi biçimde daraltmış, üretimi olumsuz etkilemişti. Bu süreçte zeytinyağı fiyatları tarihsel zirvelere yükselmişti. Ancak 2024/25 sezonunda bölgede verimlilik belirgin biçimde toparlandı. Özellikle İspanya, Yunanistan ve Portekiz gibi büyük üretici ülkelerde üretim yeniden artınca, piyasa arzı tüketimin üzerine çıktı. Bu durum, önce üretici fiyatlarını, ardından da raflardaki tüketici fiyatlarını aşağı çekti.
Avrupa Komisyonu verilerine göre, AB’de zeytinyağı üretimi 2024/25’te yıllık bazda yaklaşık %37 arttı ve bu da piyasada stokların yeniden dolmasına yol açtı. Normalleşme eğilimindeki arz-talep dengesi, fiyatların geçen yılın seviyelerinin altına inmesine neden oldu.
Talepte Zayıflama: Fiyatlar Düşüyor ama Satışlar Artmıyor
Arzın toparlanmasının yanı sıra talepte de beklenenden zayıf bir seyir piyasayı etkiliyor. Son yıllarda yaşanan yüksek fiyat artışları tüketicilerin alışkanlıklarını değiştirdi; birçok hane halkı zeytinyağı tüketimini kısarak bütçelerini korumaya çalıştı. Bu durum, fiyatlar düşse bile talebin beklenenden hızlı toparlanmamasına yol açıyor. Avrupa’da zeytinyağına olan talep, önceki dönemlerdeki yüksek fiyatlar nedeniyle resmen yavaşladı.
Bu “talep şoku”, iç piyasadaki fiyat baskısını artırıyor ve üreticilerin stok eritme sürecini uzatıyor. Üretim bolluğu ile birlikte talep zayıflığı, fiyatların sadece üreticiden tüketiciye değil, toptan satış fiyatlarında da sürekli aşağı yönlü baskı altında kalmasına neden oluyor.
İthalat ve Dış Rekabetin Etkileri
AB iç piyasasındaki fiyat düşüşleri sadece arz-talep dinamiklerinden kaynaklanmıyor. Dış piyasalardan gelen ucuz zeytinyağı ithalatı, özellikle İtalya gibi ülkelerde yerli üreticiler için ek bir baskı unsuru oluşturuyor.
Geçtiğimiz yıl Tunus’tan Avrupa pazarına giren zeytinyağı miktarı önemli ölçüde arttı ve düşük fiyat etiketleriyle satıldı. Bu durum, İtalyan çiftçilerin baskı altında kalmasına neden oldu; üreticiler, artan ithalatla mücadele edebilmek için satış fiyatlarını düşürmek zorunda kaldı. Ayrıca Tunus'tan gelen bazı ürünlerin etiketlenmesinde kalite ve menşeiyle ilgili sorunlar tartışma yaratıyor.
Benzer şekilde Türkiye ve Kuzey Afrika gibi bölgelerden gelen daha ucuz parti yağlar, Avrupa iç piyasasında fiyatları aşağı çekiyor. Avrupa Parlamentosu’na sunulan bir soruda da fiyat çöküşünün bir nedeninin Kuzey Afrika’dan düşük maliyetli yağ ithalatı olduğu belirtiliyor.
Üretici Maliyetleri ve Kar Marjları
Fiyatlarda yaşanan düşüş, üreticinin maliyet yapısında herhangi bir iyileşme anlamına gelmiyor. Aksine, tarım girdilerindeki (gübre, enerji, işçilik) maliyetler hâlâ yüksek seyrediyor. Bu nedenle bazı üreticiler, raflardaki düşük fiyatlardan satış yaparken bile maliyetlerini karşılamakta zorlanıyorlar. Özellikle küçük ölçekli çiftçiler, piyasadaki dramatik fiyat değişimlerinden olumsuz etkileniyor ve finansal sürdürülebilirlik konusunda ciddi kaygılar taşıyorlar.
Üretici temsilcileri, maliyet baskısının ve düşük fiyatların uzun vadede üreticileri piyasadan çekilmeye zorlayabileceği konusunda uyarılarda bulunuyorlar. Girdi maliyetleri ile satış fiyatları arasındaki makas açılıyor; bu da üreticilerin kâr etme şansını ciddi biçimde azaltıyor.
AB Politikalarının Rolü
AB’ye göre bu fiyat düşüşü sadece kötü bir trend değil, aynı zamanda arzın yeniden normalen dönmesinin doğal bir yansıması. Avrupa Komisyonu ve sektörel birlikler, üretimi teşvik eden politikaları sürdürürken aynı zamanda iç piyasa dengesini gözetmeye çalışıyorlar. Birlik içinde stok yönetimi, ticaret politikaları ve dış pazarlarla ilişkiler bu sürecin kritik alanları.
AB’nin serbest ticaret anlaşmaları ve gümrük politikaları hem üreticiler hem de ithalatçılar için piyasa koşullarını şekillendiriyor. Öte yandan bazı çevreler, AB’nin ithalat politikalarının yerli üreticilere daha fazla zarar verdiğini savunuyor. Bu tartışma, özellikle İtalya ve İspanya’da siyasi ve ekonomik gündemin önemli maddelerinden biri haline geldi.
Tüketiciler İçin Fiyat Avantajı; Üreticiler İçin Risk
Zeytinyağı fiyatlarının düşmesi tüketici bütçelerine nefes aldırırken, üreticiler açısından riskler artıyor. Piyasadaki keskin fiyat dalgalanması, üreticilerin uzun vadeli planlama yapmasını zorlaştırıyor. Kısa vadede tüketiciler için daha uygun fiyatlar anlamına gelen fiyat düşüşü, uzun vadede üreticilerin sürdürülebilir üretim yapabilmelerini tehlikeye atabilir.
Bu nedenle sektör temsilcileri, üretici destek programlarının güçlendirilmesi, fiyat istikrarını sağlayacak düzenlemelerin yapılması ve ithalatla ilgili daha dikkatli politikaların uygulanması gerektiğini savunuyorlar. Fiyatın tekrar toparlanması, üreticilerin güveninin yeniden tesis edilmesiyle mümkün olacak gibi görünüyor.
Sonuç: Düşen Fiyatlar ve Karmaşık Dinamikler
Zeytinyağı fiyatlarının Avrupa Birliği’nde düşüşe geçmesi, tek bir faktöre bağlanamayacak kadar karmaşık bir ekonomik sürecin sonucu. Arzın toparlanması, düşen talep, dış rekabet, ithalat baskısı ve üretim maliyetlerinin yüksekliği bir araya gelerek bu tabloyu oluşturuyor. Fiyatların tüketici açısından daha erişilebilir hale gelmesi olumlu bir gelişme olarak görülse de üreticiler için belirsizlik ve finansal riskler artıyor.
Piyasanın geleceği, kısa vadeli arz-talep dengesi ile birlikte AB’nin tarım ve ticaret politikalarına bağlı olarak şekillenecek. Üreticilerin beklentileri ise net: sürdürülebilir fiyat seviyeleri, güçlü destek mekanizmaları ve adil rekabet koşulları.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar