Birilerinin Arap baharı diyerek bahsettiği, iç savaşlar sonrası ılımlı İslam cumhuriyetlerinden bahsederken, sanki yedi düvele hitap edeceklerini ve bunlara liderlik taslayacağını hesap ettiler. Ancak, son gelinen noktaya bakınca artık halkın uyandığı ve baskılar yasaklar ile yönetilmekten bıkıp, demokrasinin yer almasını isterken, birilerinin koltuklarının sallanması ve hanedanlıklarının biteceğinden korkarak, daha fazla baskılar ile sindirmek istemeleri sonucu halkın daha da ateşlendiğini , barut fıçısı gibi patlamaya başlaması ile korku salmaya başladılar.
İşte buna bir örnek: İran’da Cumhurbaşkanı seçimi ve Mısır’daki olaylar. Aslında bunlar bir başlangıç,ancak bunların arkasındaki güçler kim olursa olsun. Halk artık dikta ve Şeriat yasaları ile yönetilmek istemediğini ortaya koyuyor.
Bakın, demokrasi gelecek olan, Irak’ın içinde bulunduğu durum ile Afganistan’da yaşananlar ile, Suriye’deki kellecileri kafa kesmeleri ile vahşete dönüşen olaylar. Demek ki, artık Arap ülkelerinde bahar yerini tufana bırakırken % 60,90’larla iktidar dahi olsalar halkın bunları kabul etmediğini insanca yaşamak istediklerini açıkça ortaya koyuyorlar.
Tek başlılık hüküm sürseydi. Mısır’da Hüsnü Mübarek ile bu günkü duruma gelmezdi. Geçmişte de yine Irak’ta Saddam, Libya’da Kaddafi, İran Şahı ve ne kadar diktatörlük sürmek isteyenlerin sonları ortadadır. Yasaklar, zamlar, atamalar ile terör örgütüne tavizler verip ülkenin parçalanmasına müsaade ederseniz. Tabi ki Cumhuriyetin emanet edildiği gençlik buna müsaade etmez. Ve iktidarı eleştirenleri terörist ilan edip yargılamaya kalkarsan, Türkiye’de Arap baharı olmaz. Ama geçmişe tarih yazmış bir ırkın evlatlarını da sindiremezsiniz. İllaki iktidarda diretip polis gücüyle kan akıtıp, zorbalıkla da ülke yönetilemeyeceğini bilmeniz gerekir.
Bunları yazmamdaki tek neden bizler Ecevit’in öğrencileri olarak,çok iktidarlar gördük. Tarihten okuduğumuz kadarıyla nice krallar diktatörler %100’lerle ülkelerini yönetirken, halkın gücüne dayanamadılar. Çünkü etme bulma dünyası evreninde herkes bir kere değirmen gibi dönecektir. Bunun kaçamağı yok. Takdiri illahi öyle emretmiş ve insanları denemek için ,halat bağlayıp arşa kadar çekmiş. Bakmış ki ne oldum delisi olmuş. Halatın ucunu bırakınca yere nasıl çakıldığını tahmin etmek gerek.
Burası Arap yarım adası ile geçmişteki Osmanlı zamanını çoktan aştı. 90 yıldır Cumhuriyet demokrasi parlementer sistemle yönetilen bir ülkeyi 90 yıl öncesine döndürmek pekte kolay değil. Hesaplarınızı ona göre yapın,ve kimseyi de suçlamayıp önce kendinizi muhakeme edin.
Bakın bu gün Mısır için atıp tutanlar. 1922’de başlayıp 1952 yılında Hür subaylar harekatı ile 1953’de Mısır cumhuriyeti ilan edilene kadar şu anki Mısır’daki Müslüman kardeşlerin her türlü isyanlarına maruz kalmıştır. Onlarda ayni şekilde Mısır cumhuriyetini içlerine sindirememiş. Mısır’da bu günkü gelinen olayların yaratıcıları olarak Mısır tarihine geçmişlerdir. Mısırın tarihini araştıranlar bunu tarihi tarihine internetten bulabilirler.Bunu açıklamamın sebebi ise ülkelerin içinde bulunduğu durumları yaratanlardır.