Bir insanın ya da bir kurumun karakteri, zor zamanlarda aldığı kararlarla ortaya çıkar. Çünkü doğru olanı yapmak, çoğu zaman kolay olanı yapmaktan daha zordur.
ÇÜRÜMENİN İLK ADIMI
İş hayatında sıkça karşılaşılan bir durum vardır. Bir çalışanın hata yaptığını, hatta kasıtlı olarak kuruma zarar verdiğini bilirsiniz. Durumu yöneticinize bildirirsiniz. Beklentiniz, kurumun değerlerine uygun bir karar alınmasıdır. Ancak bazen şu cevabı duyarsınız:
"Onu işten çıkarırsak, yerine gelecek kişi daha kötüsü olursa ne yapacağız?"
İlk bakışta temkinli gibi görünen bu düşünce, aslında çok daha büyük bir sorunun işaretidir.
Çünkü mesele, yerine kimin geleceği değildir.
Asıl mesele, yanlış yaptığı bilinen bir davranışın görmezden gelinmesidir.
Bir kurum, kendi koyduğu kuralları uygulamıyorsa zamanla çalışanlar şunu düşünmeye başlar:
"Demek ki kurallar ihlal edilebilir."
İşte çürüme tam da bu noktada başlar.
Değerlerinden taviz veren bir yönetim, kısa vadede sorun çıkmasını önlediğini düşünebilir. Oysa uzun vadede güveni, disiplini ve adalet duygusunu kaybetmeye başlar.
İnsan davranışlarını anlamak için yalnızca görünen sonuca bakmak yeterli değildir. Her davranışın arkasında bir düşünce sistemi vardır.
Kararlarımızı değerlerimiz şekillendirir.
Değerlerimizi ise içinde yetiştiğimiz kültür etkiler.
Kültürümüzün temelinde de inançlarımız, ahlaki ilkelerimiz ve doğru-yanlış anlayışımız bulunur.
Bu yapı, birbirini besleyen bir zincir gibidir.
İnançlar kültürü oluşturur.
Kültür, değerleri şekillendirir.
Değerler kararları etkiler.
Kararlar ise davranışlara dönüşür.
Davranışlar tekrarlandıkça bireyin ve kurumun karakteri ortaya çıkar.
Bu nedenle bir toplumda rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma veya haksız kazanç yaygınlaşıyorsa, yalnızca görünen olaya odaklanmak yeterli değildir.
Asıl soru şudur:
Bu davranışlara zemin hazırlayan değerler neden zayıfladı?
Sorun çoğu zaman en üst katmanda değil, temelde başlar.
Temel sağlam olmadığında üzerine inşa edilen yapı da uzun süre ayakta kalamaz.
OLUMLU YANLAR
• Değerlere bağlı yönetim güven oluşturur.
• Kurum kültürü güçlenir.
• Adalet duygusu gelişir.
• Çalışanların aidiyet hissi artar.
• Etik davranışlar yaygınlaşır.
• Disiplin ve sorumluluk bilinci güçlenir.
• Kurumsal itibar korunur.
• Uzun vadeli başarı desteklenir.
OLUMSUZ YANLAR
• Yanlış davranışların görmezden gelinmesi güveni zedeler.
• Kuralların uygulanmaması disiplin kaybına yol açar.
• Etik dışı davranışlar normalleşebilir.
• Kurumsal adalet algısı bozulabilir.
• Başarılı çalışanların motivasyonu düşebilir.
• Rüşvet ve yolsuzluk riski artabilir.
• Kurum kültürü zayıflayabilir.
• Toplumsal güven aşınabilir.
SONUÇ
Bir kurumun geleceğini belirleyen yalnızca kazancı değildir. Asıl belirleyici unsur, hangi değerler üzerine ayakta durduğudur.
Yanlış olduğunu bile bile sessiz kalmak, zamanla yanlışı kurumun bir parçası hâline getirir.
Değerlerini koruyan kurumlar güven kazanır.
Değerlerinden vazgeçen kurumlar ise önce itibarını, sonra geleceğini kaybeder.
PSİKOLOJİK PERSPEKTİF
İnsanlar, yöneticilerinin söylediklerinden çok yaptıklarını örnek alırlar. Etik kuralların uygulanmadığı ortamlarda "nasıl olsa bir şey olmuyor" düşüncesi gelişir. Bu durum zamanla bireysel hataları kurumsal alışkanlıklara dönüştürür. Güçlü bir etik kültürü ise güveni, bağlılığı ve ortak sorumluluk duygusunu besler.
UYGULAMAYA DÖNÜK ÖNERİLER
• Kurum değerleri tavizsiz uygulanmalıdır.
• Etik ihlallerine karşı tutarlı davranılmalıdır.
• Liyakat ve adalet esas alınmalıdır.
• Yöneticiler davranışlarıyla örnek olmalıdır.
• Kurum kültürü düzenli olarak güçlendirilmelidir.
• Çalışanlara etik eğitimleri verilmelidir.
• Şeffaf denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır.
• Kısa vadeli çıkarlar yerine uzun vadeli güven hedeflenmelidir.
OKUYUCUYA SORULAR
- Sizce bir kurumun en değerli sermayesi nedir?
- Küçük etik tavizler zamanla büyük sorunlara dönüşebilir mi?
- Kuralların herkese eşit uygulanması neden önemlidir?
- Değerler ile kararlar arasında nasıl bir ilişki vardır?
- Güven kaybeden bir kurum eski itibarını kolayca geri kazanabilir mi?
Unutmayın; bir kurumun çöküşü büyük skandallarla değil, küçük yanlışların normalleşmesiyle başlar. Değerlerini koruyanlar yalnız bugünü değil, geleceği de güvence altına alırlar.